DERSİN VİDEOSU **Dersin konusu:** الْفِعْلُ الْمَاضِي — Mâzi Fiil ve Şahıs Çekimleri [[00-NAHİV KAVRAMLARI VE AYET ÖRNEKLERİ|← Nahiv Kavramları Ana Dizini]] **Ayetlere hızlı geçiş:** [[#Bakara 49. Ayet|49]] · [[#Bakara 50. Ayet|50]] · [[#Bakara 51. Ayet|51]] · [[#Bakara 52. Ayet|52]] · [[#Bakara 53. Ayet|53]] · [[#Bakara 54. Ayet|54]] · [[#Bakara 55. Ayet|55]] · [[#Bakara 56. Ayet|56]] · [[#Bakara 57. Ayet|57]] · [[#Bakara 58. Ayet|58]] · [[#Bakara 59. Ayet|59]] · [[#Bakara 60. Ayet|60]] · [[#Bakara 61. Ayet|61]] > Not: Mevcut 001, 002 ve 003 kavram notlarının adları değiştirilmemiştir. ## NAHİV ÖZETİ — الْفِعْلُ الْمَاضِي ### Fiil ve mâzi الْفِعْلُ Fiil bir iş veya oluşu zamanla ilişkili bildirir. Mâzi esas olarak geçmişte tamamlanmış eylemi anlatır. عَلِمَ (bildi), يَعْلَمُ (bilir), اِعْلَمْ (bil) fiilin mâzi, muzari ve emir örnekleridir. ### Şahıs grupları الْغَائِبُ — الْمُخَاطَبُ — الْمُتَكَلِّمُ Gaib, kendisinden söz edilen; muhatap, kendisine seslenilen; mütekellim ise konuşan kişidir. ### Fail ve mef‘ul zamirleri نَجَّيْنَاكُمْ = نَجَّيْ + نَا + كُمْ نَا işi yapanı (biz), كُمْ işten etkilenenleri (sizi) gösterir. Her bitişik zamir fail değildir. ### İki farklı ت تَاءُ الْفَاعِلِ — تَاءُ التَّأْنِيثِ السَّاكِنَةُ عَلِمْتُ، عَلِمْتَ، عَلِمْتِ fiillerinde ت fail zamiridir; أَخَذَتْ fiilindeki تْ ise failin müennes olduğunu bildirir, kendisi fail değildir. ### Bağlama göre mâzi إِذَا جَاءَ — غَفَرَ اللَّهُ لَكَ İِذَا ile geldiğinde mâzi “geldiği zaman” gibi bir anlama, dua bağlamında ise “Allah seni bağışlasın” anlamına gelebilir. ### Mâziyi olumsuzlaştırma مَا ظَلَمُونَا Mَا النَّافِيَةُ mâziyi olumsuzlaştırır: “Bize zulmetmediler”. Mَا her zaman nefiy değildir; bağlamdaki görevini inceleyiniz. ### عَلِمَ fiilinin 14 şahıs çekimi | Şahıs | Zamir | Fiil | Anlam | |---|---|---|---| | Gaib müzekker tekil | هُوَ | عَلِمَ | O bildi | | Gaib müzekker ikil | هُمَا | عَلِمَا | O ikisi bildi | | Gaib müzekker çoğul | هُمْ | عَلِمُوا | Onlar bildiler | | Gaib müennes tekil | هِيَ | عَلِمَتْ | O bildi | | Gaib müennes ikil | هُمَا | عَلِمَتَا | O ikisi bildi | | Gaib müennes çoğul | هُنَّ | عَلِمْنَ | Onlar bildiler | | Muhatap müzekker tekil | أَنْتَ | عَلِمْتَ | Sen bildin | | Muhatap müennes tekil | أَنْتِ | عَلِمْتِ | Sen bildin | | Muhatap müzekker ikil | أَنْتُمَا | عَلِمْتُمَا | İkiniz bildiniz | | Muhatap müennes ikil | أَنْتُمَا | عَلِمْتُمَا | İkiniz bildiniz | | Muhatap müzekker çoğul | أَنْتُمْ | عَلِمْتُمْ | Siz bildiniz | | Muhatap müennes çoğul | أَنْتُنَّ | عَلِمْتُنَّ | Siz bildiniz | | Mütekellim tekil | أَنَا | عَلِمْتُ | Ben bildim | | Mütekellim çoğul | نَحْنُ | عَلِمْنَا | Biz bildik | --- ## 7. MUSHAF SAYFASI — BAKARA 49–57 ## Bakara 49. Ayet وَإِذْ نَجَّيْنَاكُم مِّنْ آلِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءَكُمْ ۚ وَفِي ذَٰلِكُم بَلَاءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ ﴿٤٩﴾ **Meali:** Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık. Onlar size işkencenin en kötüsünü uyguluyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | نَجَّيْنَاكُم | mâzi, نَا fail; كُمْ mef‘ul | sizi kurtardık (mâzi, نَا fail; كُمْ mef‘ul) | | مِّنْ | cer | -den (cer) | | آلِ | isim | ailesi, hanedanı (isim) | | فِرْعَوْنَ | özel isim | Firavun (özel isim) | | يَسُومُونَكُمْ | muzari + mef‘ul | size eziyet ediyorlardı (muzari + mef‘ul) | | سُوءَ | isim | kötüsünü (isim) | | الْعَذَابِ | isim | azabın (isim) | | يُذَبِّحُونَ | muzari | boğazlıyorlardı (muzari) | | أَبْنَاءَكُمْ | isim + zamir | oğullarınızı (isim + zamir) | | وَيَسْتَحْيُونَ | muzari | ve sağ bırakıyorlardı (muzari) | | نِسَاءَكُمْ | isim + zamir | kadınlarınızı (isim + zamir) | | وَفِي | harf + cer | ve içinde (harf + cer) | | ذَٰلِكُم | işaret ismi | bunda (işaret ismi) | | بَلَاءٌ | isim | imtihan (isim) | | مِّن | cer | -den (cer) | | رَّبِّكُمْ | isim + zamir | Rabbinizden (isim + zamir) | | عَظِيمٌ | sıfat | büyük (sıfat) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ نَجَّيْنَاكُم مِّنْ آلِ فِرْعَوْنَ** Hani sizi Firavun ailesinden kurtarmıştık **يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ** Onlar size işkencenin en kötüsünü uyguluyorlardı **يُذَبِّحُونَ أَبْنَاءَكُمْ** Oğullarınızı boğazlıyorlardı **وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءَكُمْ** Kadınlarınızı ise sağ bırakıyorlardı **وَفِي ذَٰلِكُم بَلَاءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ** Bunda Rabbinizden gelen büyük bir imtihan vardı ### DİKKAT — Öğretici noktalar **نَجَّيْنَاكُمْ — Mâzi, fail ve mef‘ul** نَا fail (biz), كُمْ mef‘ul (sizi); fiil mütekellim çoğul mâzidir **يَسُومُونَكُمْ — Fiil + mef‘ul** سَامَ فُلَانًا سُوءَ الْعَذَابِ ifadesi, birine ağır azap çektirmek demektir; كُمْ doğrudan nesnedir **Mâzi ve muzari birlikteliği** نَجَّيْنَاكُمْ geçmiş olayı, يَسُومُونَكُمْ ve يُذَبِّحُونَ o geçmişte devam eden eziyeti anlatır ## Bakara 50. Ayet وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ﴿٥٠﴾ **Meali:** Hani sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | فَرَقْنَا | mâzi, نَا fail | biz yardık (mâzi, نَا fail) | | بِكُمُ | cer + zamir | sizin için (cer + zamir) | | الْبَحْرَ | isim | denizi (isim) | | فَأَنجَيْنَاكُمْ | mâzi + iki zamir | böylece sizi kurtardık (mâzi + iki zamir) | | وَأَغْرَقْنَا | mâzi | ve boğduk (mâzi) | | آلَ | isim | ailesini (isim) | | فِرْعَوْنَ | özel isim | Firavun (özel isim) | | وَأَنتُمْ | hâl vavı + zamir | siz ise (hâl vavı + zamir) | | تَنظُرُونَ | muzari | görüyordunuz (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ** Hani sizin için denizi yarmıştık **فَأَنجَيْنَاكُمْ** Böylece sizi kurtarmıştık **وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ** Ve Firavun ailesini boğmuştuk **وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ** Siz de bütün bunları görüyordunuz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **Üç mâzi fiil** فَرَقْنَا، أَنجَيْنَاكُمْ، أَغْرَقْنَا fiillerindeki نَا faildir; yalnızca أَنجَيْنَاكُمْ içinde كُمْ mef‘ul de vardır **Hâl vavı** وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ifadesi “siz bakıp dururken” anlamındadır ## Bakara 51. Ayet وَإِذْ وَاعَدْنَا مُوسَىٰ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِن بَعْدِهِ وَأَنتُمْ ظَالِمُونَ ﴿٥١﴾ **Meali:** Hani Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sonra onun ardından buzağıyı ilah edinerek zulmetmiştiniz. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | وَاعَدْنَا | mâzi | biz sözleştik (mâzi) | | مُوسَىٰ | özel isim | Mûsâ ile (özel isim) | | أَرْبَعِينَ | sayı | kırk (sayı) | | لَيْلَةً | isim | gece (isim) | | ثُمَّ | atıf | sonra (atıf) | | اتَّخَذْتُمُ | mâzi + fail | siz edindiniz (mâzi + fail) | | الْعِجْلَ | isim | buzağıyı (isim) | | مِن | cer | -den (cer) | | بَعْدِهِ | isim + zamir | onun ardından (isim + zamir) | | وَأَنتُمْ | hâl vavı | siz ise (hâl vavı) | | ظَالِمُونَ | ism-i fail | zulmedenler (ism-i fail) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ وَاعَدْنَا مُوسَىٰ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً** Hani Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik **ثُمَّ اتَّخَذْتُمُ الْعِجْلَ مِن بَعْدِهِ** Sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz **وَأَنتُمْ ظَالِمُونَ** Siz böylece zulmediyordunuz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **اتَّخَذْتُمُ — Muhatap çoğul mâzi** اتَّخَذَ: O edindi; اتَّخَذْتُمْ: Siz edindiniz; تُمْ fail zamiridir **ثُمَّ** Olayların sırasını ve bağlama göre aradaki zaman farkını bildirir ## Bakara 52. Ayet ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّن بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٥٢﴾ **Meali:** Sonra bunun ardından, şükredesiniz diye sizi affettik. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | ثُمَّ | atıf | sonra (atıf) | | عَفَوْنَا | mâzi + fail | biz affettik (mâzi + fail) | | عَنكُم | cer + zamir | sizi (cer + zamir) | | مِّن | cer | -den (cer) | | بَعْدِ | isim | ardından (isim) | | ذَٰلِكَ | işaret ismi | bunun (işaret ismi) | | لَعَلَّكُمْ | edat + zamir | umulur ki siz (edat + zamir) | | تَشْكُرُونَ | muzari | şükredersiniz (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم** Sonra sizi affettik **مِّن بَعْدِ ذَٰلِكَ** Bütün bunlardan sonra **لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ** Umulur ki şükredersiniz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **عَفَا عَنْ** عَفَا عَنْ فُلَانٍ “birini affetti” anlamındadır; عَفَوْنَا mütekellim çoğuldur **لَعَلَّكُمْ** Beklenti, gaye ve teşvik bağlamıyla şükre dikkat çeker ## Bakara 53. Ayet وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ﴿٥٣﴾ **Meali:** Hani doğru yolu bulasınız diye Mûsâ’ya kitabı ve hak ile bâtılı ayıran ölçüyü vermiştik. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | آتَيْنَا | mâzi + fail | biz verdik (mâzi + fail) | | مُوسَى | özel isim | Mûsâ’ya (özel isim) | | الْكِتَابَ | isim | kitabı (isim) | | وَالْفُرْقَانَ | isim | ve ayırıcı ölçüyü (isim) | | لَعَلَّكُمْ | edat + zamir | umulur ki siz (edat + zamir) | | تَهْتَدُونَ | muzari | doğru yolu bulursunuz (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ** Hani Mûsâ’ya kitabı ve hak ile bâtılı ayıran ölçüyü vermiştik **لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ** Umulur ki doğru yolu bulursunuz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **آتَيْنَا — İki mef‘ul** آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ cümlesinde verilen kişi ve verilen şey iki mef‘uldür **نَا zamiri** آتَيْنَا fiilindeki نَا mütekellim çoğul fail zamiridir ## Bakara 54. Ayet وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ فَتُوبُوا إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَاقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۚ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ ﴿٥٤﴾ **Meali:** Hani Mûsâ kavmine, “Ey kavmim! Buzağıyı ilah edinmekle kendinize zulmettiniz. Yaratıcınıza tövbe edin ve kendilerinizi öldürün. Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır” demişti. Bunun üzerine Allah tövbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olandır. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | قَالَ | mâzi | o dedi (mâzi) | | مُوسَىٰ | özel isim | Mûsâ (özel isim) | | لِقَوْمِهِ | cer + isim + zamir | kavmine (cer + isim + zamir) | | يَا | nida | ey (nida) | | قَوْمِ | isim | kavmim (isim) | | إِنَّكُمْ | tekit + zamir | şüphesiz siz (tekit + zamir) | | ظَلَمْتُمْ | mâzi + fail | siz zulmettiniz (mâzi + fail) | | أَنفُسَكُم | isim + zamir | kendinize (isim + zamir) | | بِاتِّخَاذِكُمُ | cer + mastar + zamir | edinmenizle (cer + mastar + zamir) | | الْعِجْلَ | isim | buzağıyı (isim) | | فَتُوبُوا | emir | öyleyse tövbe edin (emir) | | إِلَىٰ | cer | -e (cer) | | بَارِئِكُمْ | isim + zamir | Yaratıcınıza (isim + zamir) | | فَاقْتُلُوا | emir | öldürün (emir) | | أَنفُسَكُمْ | isim + zamir | kendilerinizi (isim + zamir) | | ذَٰلِكُمْ | işaret ismi | bu (işaret ismi) | | خَيْرٌ | isim | daha hayırlıdır (isim) | | لَّكُمْ | cer + zamir | sizin için (cer + zamir) | | عِندَ | zarf | katında (zarf) | | بَارِئِكُمْ | isim | Yaratıcınızın (isim) | | فَتَابَ | mâzi | bunun üzerine kabul etti (mâzi) | | عَلَيْكُمْ | cer + zamir | sizin tövbenizi (cer + zamir) | | إِنَّهُ | tekit + zamir | şüphesiz O (tekit + zamir) | | هُوَ | ayrı zamir | O (ayrı zamir) | | التَّوَّابُ | isim | tövbeleri çokça kabul eden (isim) | | الرَّحِيمُ | sıfat | çok merhametli (sıfat) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ** Hani Mûsâ kavmine şöyle demişti: Ey kavmim **إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِاتِّخَاذِكُمُ الْعِجْلَ** Buzağıyı ilah edinerek kendinize zulmettiniz **فَتُوبُوا إِلَىٰ بَارِئِكُمْ** Öyleyse Yaratıcınıza tövbe edin **فَاقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ** Kendilerinizi öldürün **ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ** Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır **فَتَابَ عَلَيْكُمْ** Bunun üzerine Allah tövbelerinizi kabul etti **إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ** Şüphesiz O, tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olandır ### DİKKAT — Öğretici noktalar **قَالَ ve ظَلَمْتُمْ** قَالَ gaib müzekker tekil; ظَلَمْتُمْ muhatap müzekker çoğul mâzidir **تَابَ إِلَىٰ ve تَابَ عَلَىٰ** تَابَ إِلَى اللَّهِ: Allah’a tövbe etti; تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ: Allah onun tövbesini kabul etti **Tarihî hüküm ve bağlam** فَاقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ, buzağıya tapma hadisesinin ardından İsrailoğullarına yönelik özel emirdir; insanların kendilerine zarar vermesine yönelik genel hüküm değildir ## Bakara 55. Ayet وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى اللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ﴿٥٥﴾ **Meali:** Hani “Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız” demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken yıldırım sizi çarpmıştı. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | قُلْتُمْ | mâzi + fail | siz dediniz (mâzi + fail) | | يَا | nida | ey (nida) | | مُوسَىٰ | özel isim | Mûsâ (özel isim) | | لَن | nasb + nefiy | asla ...-meyeceğiz (nasb + nefiy) | | نُّؤْمِنَ | mansub muzari | inanacağız (mansub muzari) | | لَكَ | cer + zamir | sana (cer + zamir) | | حَتَّىٰ | gaye | -medikçe (gaye) | | نَرَى | muzari | görelim (muzari) | | اللَّهَ | özel isim | Allah’ı (özel isim) | | جَهْرَةً | isim | apaçık (isim) | | فَأَخَذَتْكُمُ | mâzi + mef‘ul | bunun üzerine sizi yakaladı (mâzi + mef‘ul) | | الصَّاعِقَةُ | fail | yıldırım (fail) | | وَأَنتُمْ | hâl vavı | siz ise (hâl vavı) | | تَنظُرُونَ | muzari | bakıyordunuz (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ** Hani şöyle demiştiniz: Ey Mûsâ **لَن نُّؤْمِنَ لَكَ** Sana inanmayacağız **حَتَّىٰ نَرَى اللَّهَ جَهْرَةً** Allah’ı apaçık görmedikçe **فَأَخَذَتْكُمُ الصَّاعِقَةُ** Bunun üzerine yıldırım sizi çarptı **وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ** Siz bakıp dururken ### DİKKAT — Öğretici noktalar **قُلْتُمْ — Ecvef mâzi** قَالَ: O dedi; قُلْتُمْ: Siz dediniz; ortadaki illet harfi çekimde değişir **أَخَذَتْكُمُ — Dişilik tâ’sı** تْ dişilik işaretidir; fail الصَّاعِقَةُ, mef‘ul كُمْ zamiridir **لَنْ** Muzariyi nasb eder ve geleceğe yönelik olumsuzluk bildirir; güçlü ret bağlamdan anlaşılır ## Bakara 56. Ayet ثُمَّ بَعَثْنَاكُم مِّن بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿٥٦﴾ **Meali:** Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | ثُمَّ | atıf | sonra (atıf) | | بَعَثْنَاكُم | mâzi + iki zamir | sizi dirilttik (mâzi + iki zamir) | | مِّن | cer | -den (cer) | | بَعْدِ | isim | sonra (isim) | | مَوْتِكُمْ | isim + zamir | ölümünüzün (isim + zamir) | | لَعَلَّكُمْ | edat + zamir | umulur ki siz (edat + zamir) | | تَشْكُرُونَ | muzari | şükredersiniz (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **ثُمَّ بَعَثْنَاكُم** Sonra sizi yeniden dirilttik **مِّن بَعْدِ مَوْتِكُمْ** Ölümünüzün ardından **لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ** Umulur ki şükredersiniz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **بَعَثْنَاكُمْ** نَا fail (biz), كُمْ mef‘ul (sizi) **بَعَثَ** Bağlama göre gönderdi, kaldırdı, diriltti anlamları vardır; burada yeniden diriltmedir ## Bakara 57. Ayet وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ ۖ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَـٰكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ﴿٥٧﴾ **Meali:** Üzerinize bulutları gölgelik yaptık, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin dedik. Onlar bize zulmetmediler; fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَظَلَّلْنَا | mâzi | ve gölgelendirdik (mâzi) | | عَلَيْكُمُ | cer + zamir | üzerinize (cer + zamir) | | الْغَمَامَ | isim | bulutları (isim) | | وَأَنزَلْنَا | mâzi | ve indirdik (mâzi) | | عَلَيْكُمُ | cer + zamir | üzerinize (cer + zamir) | | الْمَنَّ | isim | kudret helvasını (isim) | | وَالسَّلْوَىٰ | isim | ve bıldırcını (isim) | | كُلُوا | emir | yiyin (emir) | | مِن | cer | -den (cer) | | طَيِّبَاتِ | isim | temiz şeylerden (isim) | | مَا | ism-i mevsûl | ...-dığı şey (ism-i mevsûl) | | رَزَقْنَاكُمْ | mâzi + iki zamir | size rızık verdik (mâzi + iki zamir) | | وَمَا | nefiy مَا | ve ...-mediler (nefiy مَا) | | ظَلَمُونَا | mâzi + iki zamir | bize zulmettiler (mâzi + iki zamir) | | وَلَـٰكِن | istidrak | fakat (istidrak) | | كَانُوا | nakıs mâzi | onlar idiler (nakıs mâzi) | | أَنفُسَهُمْ | isim + zamir | kendilerine (isim + zamir) | | يَظْلِمُونَ | muzari | zulmediyorlardı (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ الْغَمَامَ** Üzerinize bulutları gölgelik yaptık **وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ الْمَنَّ وَالسَّلْوَىٰ** Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik **كُلُوا مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ** Size verdiğimiz temiz rızıklardan yiyin **وَمَا ظَلَمُونَا** Onlar bize zulmetmediler **وَلَـٰكِن كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ** Fakat kendi kendilerine zulmediyorlardı ### DİKKAT — Öğretici noktalar **İki farklı مَا** مَا رَزَقْنَاكُمْ içinde مَا ism-i mevsûl; وَمَا ظَلَمُونَا içinde مَا nefiy edatıdır **ظَلَمُونَا — İki zamir** واو الجماعة fail (onlar), نَا mef‘uldür (bize) **كَانُوا يَظْلِمُونَ** كَانُوا + muzari, geçmişte süregelen davranışı ifade eder --- ## 7. Mushaf sayfası — Kısa uygulamalar ve değerlendirme ### A. Kısa uygulamalar 1. نَجَّيْنَاكُمْ — أَنجَيْنَاكُمْ — بَعَثْنَاكُمْ — ظَلَمُونَا kelimelerinde fail ve mef‘ul zamirlerini ayırınız 2. قَالَ — قُلْتُمْ — ظَلَمْتُمْ — فَرَقْنَا — اتَّخَذْتُمُ fiillerinin şahıslarını belirleyiniz 3. ظَلَمْتُمْ ile أَخَذَتْكُمُ kelimelerindeki ت harfinin görevini karşılaştırınız 4. مَا رَزَقْنَاكُمْ ile مَا ظَلَمُونَا ifadelerindeki مَا arasındaki farkı belirtiniz 5. عَفَوْنَا عَنكُمْ — تَابَ عَلَيْكُمْ — تُوبُوا إِلَىٰ بَارِئِكُمْ yapılarında fiil ve harf-i cerin anlamını açıklayınız ### B. 10 soruluk çoktan seçmeli test 1. نَجَّيْنَاكُمْ kelimesindeki نَا nedir? A) Mef‘ul zamiri B) Fail zamiri C) Harf-i cer D) İşaret ismi 2. اتَّخَذْتُمُ hangi şahıstır? A) Gaib tekil B) Mütekellim çoğul C) Muhatap müzekker çoğul D) Gaib müennes çoğul 3. أَخَذَتْكُمُ fiilindeki تْ nedir? A) Dişilik tâ’sı B) Fail tâ’sı C) Çoğul zamiri D) Nefiy harfi 4. قُلْتُمْ fiilinin yalın gaib tekili hangisidir? A) قَلَّ B) قِيلَ C) يَقُولُ D) قَالَ 5. مَا ظَلَمُونَا ifadesindeki مَا hangi görevdedir? A) İsm-i mevsûl B) Nefiy edatı C) Soru ismi D) Şart ismi 6. مَا رَزَقْنَاكُمْ ifadesindeki مَا nedir? A) Nefiy edatı B) Nehiy edatı C) İsm-i mevsûl D) Nida harfi 7. فَتَابَ عَلَيْكُمْ ifadesindeki تَابَ ne anlamdadır? A) Tövbeyi kabul etti B) Tövbe etti C) Kitabı verdi D) Bağışlanma istedi 8. وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ifadesindeki وَ hangi anlamı taşır? A) Yasaklama B) İstisna C) Şart D) Hâl 9. ظَلَمُونَا fiilindeki واو الجماعة neyi gösterir? A) Mef‘ulü B) Faili C) Dişilliği D) Zaman zarfını 10. كَانُوا يَظْلِمُونَ ifadesi nasıl anlaşılır? A) Zulmedecekler B) Zulmetmeyin C) Zulmediyorlardı D) Zulmedilsin **Cevap anahtarı:** 1-B | 2-C | 3-A | 4-D | 5-B | 6-C | 7-A | 8-D | 9-B | 10-C ## 8. MUSHAF SAYFASI — BAKARA 58–61 ## Bakara 58. Ayet وَإِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هَـٰذِهِ الْقَرْيَةَ فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ ۚ وَسَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ ﴿٥٨﴾ **Meali:** Hani “Şu yerleşim yerine girin; orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan eğilerek girin ve ‘Bağışlanma!’ deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz” demiştik. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | قُلْنَا | mâzi | biz dedik (mâzi) | | ادْخُلُوا | emir | girin (emir) | | هَـٰذِهِ | işaret ismi | bu (işaret ismi) | | الْقَرْيَةَ | isim | yerleşim yerine (isim) | | فَكُلُوا | emir | öyleyse yiyin (emir) | | مِنْهَا | cer + zamir | oradan (cer + zamir) | | حَيْثُ | zarf | dilediğiniz yerde (zarf) | | شِئْتُمْ | mâzi | siz dilediniz (mâzi) | | رَغَدًا | isim | bolca (isim) | | وَادْخُلُوا | emir | ve girin (emir) | | الْبَابَ | isim | kapıdan (isim) | | سُجَّدًا | hâl | secde ederek (hâl) | | وَقُولُوا | emir | ve deyin (emir) | | حِطَّةٌ | isim | bağışlanma (isim) | | نَّغْفِرْ | cezimli muzari | bağışlayalım (cezimli muzari) | | لَكُمْ | cer + zamir | size (cer + zamir) | | خَطَايَاكُمْ | isim + zamir | hatalarınızı (isim + zamir) | | وَسَنَزِيدُ | muzari + gelecek | ve artıracağız (muzari + gelecek) | | الْمُحْسِنِينَ | ism-i fail | iyilik yapanları (ism-i fail) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ قُلْنَا ادْخُلُوا هَـٰذِهِ الْقَرْيَةَ** Hani şu yerleşim yerine girin demiştik **فَكُلُوا مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا** Orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin **وَادْخُلُوا الْبَابَ سُجَّدًا** Kapıdan eğilerek girin **وَقُولُوا حِطَّةٌ** Ve bağışlanma deyin **نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَايَاكُمْ** Biz de hatalarınızı bağışlayalım **وَسَنَزِيدُ الْمُحْسِنِينَ** İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz ### DİKKAT — Öğretici noktalar **قُلْنَا — Mütekellim çoğul** قَالَ → قُلْنَا: illet harfi çekimde değişikliğe uğrar **شِئْتُمْ** Muhatap çoğul mâzi; حَيْثُ شِئْتُمْ “dilediğiniz yerde” anlamındadır **نَغْفِرْ** Emrin cevabı olan cezimli muzari; son harfi sükûnludur ## Bakara 59. Ayet فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِّنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ ﴿٥٩﴾ **Meali:** Fakat zulmedenler kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yoldan çıkmaları sebebiyle o zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | فَبَدَّلَ | mâzi | bunun üzerine değiştirdi (mâzi) | | الَّذِينَ | ism-i mevsûl | o kimseler (ism-i mevsûl) | | ظَلَمُوا | mâzi | zulmettiler (mâzi) | | قَوْلًا | isim | bir sözü (isim) | | غَيْرَ | isim | başka (isim) | | الَّذِي | ism-i mevsûl | ...-diği (ism-i mevsûl) | | قِيلَ | edilgen mâzi | söylendi (edilgen mâzi) | | لَهُمْ | cer + zamir | onlara (cer + zamir) | | فَأَنزَلْنَا | mâzi | bunun üzerine indirdik (mâzi) | | عَلَى | cer | üzerine (cer) | | الَّذِينَ | ism-i mevsûl | o kimseler (ism-i mevsûl) | | ظَلَمُوا | mâzi | zulmettiler (mâzi) | | رِجْزًا | isim | azap (isim) | | مِّنَ | cer | -den (cer) | | السَّمَاءِ | isim | gökten (isim) | | بِمَا | cer + مَا | ...-meleri sebebiyle (cer + مَا) | | كَانُوا | nakıs mâzi | onlar idiler (nakıs mâzi) | | يَفْسُقُونَ | muzari | yoldan çıkıyorlardı (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا** Bunun üzerine zulmedenler değiştirdiler **قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ** Kendilerine söylenenden farklı bir söz söylediler **فَأَنزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِّنَ السَّمَاءِ** Biz de o zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik **بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ** Çünkü onlar yoldan çıkıyorlardı ### DİKKAT — Öğretici noktalar **بَدَّلَ — Etken mâzi** Fail الَّذِينَ ظَلَمُوا grubudur **قِيلَ — Edilgen mâzi** قَالَ: Söyledi; قِيلَ: Söylendi; fail adı verilmez **كَانُوا يَفْسُقُونَ** Geçmişte devam eden yoldan çıkma davranışını anlatır ## Bakara 60. Ayet وَإِذِ اسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ ۖ فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ ۖ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِن رِّزْقِ اللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿٦٠﴾ **Meali:** Hani Mûsâ kavmi için su istemişti. Biz de “Asanı taşa vur” dedik. Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırdı. Her topluluk su içeceği yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin, için; yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذِ | zarf | ve hani (zarf) | | اسْتَسْقَىٰ | mâzi | su istedi (mâzi) | | مُوسَىٰ | özel isim | Mûsâ (özel isim) | | لِقَوْمِهِ | cer + zamir | kavmi için (cer + zamir) | | فَقُلْنَا | mâzi | biz de dedik (mâzi) | | اضْرِب | emir | vur (emir) | | بِّعَصَاكَ | cer + isim + zamir | asanla (cer + isim + zamir) | | الْحَجَرَ | isim | taşı (isim) | | فَانفَجَرَتْ | mâzi + dişilik تْ | böylece fışkırdı (mâzi + dişilik تْ) | | مِنْهُ | cer + zamir | ondan (cer + zamir) | | اثْنَتَا | sayı | on iki: ilk bölüm (sayı) | | عَشْرَةَ | sayı | on iki: ikinci bölüm (sayı) | | عَيْنًا | temyiz | pınar (temyiz) | | قَدْ | tekit | gerçekten (tekit) | | عَلِمَ | mâzi | bildi (mâzi) | | كُلُّ | isim | her (isim) | | أُنَاسٍ | isim | topluluk (isim) | | مَّشْرَبَهُمْ | isim + zamir | su içme yerini (isim + zamir) | | كُلُوا | emir | yiyin (emir) | | وَاشْرَبُوا | emir | ve için (emir) | | مِن | cer | -den (cer) | | رِّزْقِ | isim | rızkından (isim) | | اللَّهِ | özel isim | Allah’ın (özel isim) | | وَلَا | nehiy | ve ...-meyin (nehiy) | | تَعْثَوْا | cezimli muzari | bozgunculuk etmeyin (cezimli muzari) | | فِي | cer | -de (cer) | | الْأَرْضِ | isim | yeryüzünde (isim) | | مُفْسِدِينَ | hâl | bozguncular olarak (hâl) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذِ اسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ** Hani Mûsâ kavmi için su istemişti **فَقُلْنَا اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ** Biz de asanı taşa vur dedik **فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا** Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırdı **قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ** Her topluluk su içeceği yeri bildi **كُلُوا وَاشْرَبُوا مِن رِّزْقِ اللَّهِ** Allah’ın rızkından yiyin ve için **وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ** Yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin ### DİKKAT — Öğretici noktalar **اسْتَسْقَىٰ — Su istemek** سَقَى: Su verdi; اِسْتَسْقَىٰ: Su istedi; لِقَوْمِهِ: Kavmi için **فَانفَجَرَتْ — Dişilik tâ’sı** تْ dişilik işaretidir; اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا sayılı fail grubudur **قَدْ عَلِمَ** قَدْ mâzi ile gerçekleşme ve tekit anlamı taşır **لَا تَعْثَوْا** لَا nehiy edatıdır, fiil nûnun düşmesiyle cezm edilmiştir ## Bakara 61. Ayet وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ مِن بَقْلِهَا وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا ۖ قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَىٰ بِالَّذِي هُوَ خَيْرٌ ۚ اهْبِطُوا مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ۗ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ۗ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا يَعْتَدُونَ ﴿٦١﴾ **Meali:** Hani “Ey Mûsâ! Tek çeşit yemeğe dayanamayacağız. Rabbine bizim için dua et de yerin bitirdiği sebzelerden, salatalık, fûm, mercimek ve soğandan bize çıkarsın” demiştiniz. Mûsâ, “Daha hayırlı olanı daha değersiz olanla mı değiştirmek istiyorsunuz? Bir yerleşim yerine inin; istedikleriniz orada vardır” dedi. Onların üzerine zillet ve yoksulluk damgası vuruldu; Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzündendi. ### Kelimeler ve türleri | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | |---|---|---| | وَإِذْ | Birleşik yapı | ve hani | | قُلْتُمْ | mâzi | siz dediniz (mâzi) | | يَا | nida | ey (nida) | | مُوسَىٰ | özel isim | Mûsâ (özel isim) | | لَن | nefiy | asla ...-mayız (nefiy) | | نَّصْبِرَ | muzari | dayanacağız (muzari) | | عَلَىٰ | cer | -e (cer) | | طَعَامٍ | isim | yiyeceğe (isim) | | وَاحِدٍ | sıfat | tek (sıfat) | | فَادْعُ | emir | öyleyse dua et (emir) | | لَنَا | cer | bizim için (cer) | | رَبَّكَ | isim + zamir | Rabbine (isim + zamir) | | يُخْرِجْ | cezimli muzari | çıkarsın (cezimli muzari) | | لَنَا | cer | bize (cer) | | مِمَّا | cer + ism-i mevsûl | bitirdiği şeylerden (cer + ism-i mevsûl) | | تُنبِتُ | muzari | bitirir (muzari) | | الْأَرْضُ | isim | toprak (isim) | | مِن | harf-i cer | -den (harf-i cer) | | بَقْلِهَا | isim + zamir | sebzelerinden (isim + zamir) | | وَقِثَّائِهَا | isim + zamir | ve salatalığından (isim + zamir) | | وَفُومِهَا | isim | ve fûmundan, sarımsak veya buğday (isim) | | وَعَدَسِهَا | isim | ve mercimeğinden (isim) | | وَبَصَلِهَا | isim | ve soğanından (isim) | | قَالَ | mâzi | dedi (mâzi) | | أَتَسْتَبْدِلُونَ | soru + muzari | değiştiriyor musunuz? (soru + muzari) | | الَّذِي | ism-i mevsûl | ... olanı (ism-i mevsûl) | | هُوَ | zamir | o (zamir) | | أَدْنَىٰ | ism-i tafdîl | daha düşük (ism-i tafdîl) | | بِالَّذِي | cer + mevsûl | ... olanla (cer + mevsûl) | | هُوَ | zamir | o (zamir) | | خَيْرٌ | ism-i tafdîl | daha hayırlı (ism-i tafdîl) | | اهْبِطُوا | emir | inin (emir) | | مِصْرًا | isim | bir şehre (isim) | | فَإِنَّ | tekit | çünkü (tekit) | | لَكُم | cer + zamir | sizin için (cer + zamir) | | مَّا | ism-i mevsûl | istediğiniz şey (ism-i mevsûl) | | سَأَلْتُمْ | mâzi | istediniz (mâzi) | | وَضُرِبَتْ | edilgen mâzi | ve vuruldu (edilgen mâzi) | | عَلَيْهِمُ | cer + zamir | onlara (cer + zamir) | | الذِّلَّةُ | nâib-i fâil | zillet (nâib-i fâil) | | وَالْمَسْكَنَةُ | isim | ve yoksulluk (isim) | | وَبَاءُوا | mâzi | ve uğradılar (mâzi) | | بِغَضَبٍ | cer + isim | gazaba (cer + isim) | | مِّنَ | cer | -den (cer) | | اللَّهِ | özel isim | Allah’tan (özel isim) | | ذَٰلِكَ | işaret ismi | bu (işaret ismi) | | بِأَنَّهُمْ | tekit + zamir | çünkü onlar (tekit + zamir) | | كَانُوا | nakıs mâzi | onlar idiler (nakıs mâzi) | | يَكْفُرُونَ | muzari | inkâr ediyorlardı (muzari) | | بِآيَاتِ | cer + isim | ayetlerini (cer + isim) | | اللَّهِ | özel isim | Allah’ın (özel isim) | | وَيَقْتُلُونَ | muzari | ve öldürüyorlardı (muzari) | | النَّبِيِّينَ | isim | peygamberleri (isim) | | بِغَيْرِ | cer + isim | haksız yere (cer + isim) | | الْحَقِّ | isim | hakkın (isim) | | ذَٰلِكَ | işaret ismi | bu (işaret ismi) | | بِمَا | cer + mastariyye مَا | isyan etmeleri sebebiyle (cer + mastariyye مَا) | | عَصَوا | mâzi | isyan ettiler (mâzi) | | وَّكَانُوا | nakıs mâzi | ve onlar idiler (nakıs mâzi) | | يَعْتَدُونَ | muzari | haddi aşıyorlardı (muzari) | ### Ayetin anlamlı parçaları **وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ** Hani şöyle demiştiniz: Ey Mûsâ **لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَاحِدٍ** Tek çeşit yiyeceğe dayanamayacağız **فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ** Bizim için Rabbine dua et **يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ** Yerin bitirdiği şeylerden bize çıkarsın **مِن بَقْلِهَا وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا** Sebzelerinden, salatalığından, fûmundan, mercimeğinden ve soğanından **قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَىٰ بِالَّذِي هُوَ خَيْرٌ** Mûsâ dedi ki: Daha hayırlı olanı daha değersiz olanla mı değiştiriyorsunuz? **اهْبِطُوا مِصْرًا** Bir yerleşim yerine inin **فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ** Çünkü istedikleriniz orada vardır **وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ** Onların üzerine zillet ve yoksulluk damgası vuruldu **وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ** Ve Allah’ın gazabına uğradılar **ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ** Bunun sebebi Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor olmalarıydı **وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ الْحَقِّ** Ve peygamberleri haksız yere öldürmeleriydi **ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا يَعْتَدُونَ** Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir ### DİKKAT — Öğretici noktalar **قُلْتُمْ ve سَأَلْتُمْ** İkisindeki تُمْ muhatap müzekker çoğul fail zamiridir **ضُرِبَتْ — Edilgen mâzi** ضَرَبَ: vurdu; ضُرِبَتْ: vuruldu; الذِّلَّةُ nâib-i fâildir **عَصَوْا** Gaib müzekker çoğul mâzidir; واو الجماعة faildir **İki farklı مَا** مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ içinde مَا ism-i mevsûl; بِمَا عَصَوْا içinde mastariyye olarak açıklanabilir **فَادْعُ ... يُخْرِجْ** İlki emir; ikincisi emir cevabı olarak cezimli muzaridir **فُوم** Klasik açıklamalarda sarımsak ve buğday anlamları zikredilir; Diyanet meali sarımsak anlamını tercih eder --- ## 8. Mushaf sayfası — Kısa uygulamalar ve değerlendirme ### A. Kısa uygulamalar 1. قُلْنَا — شِئْتُمْ — بَدَّلَ — عَلِمَ — قُلْتُمْ — عَصَوْا fiillerinin şahıslarını belirleyiniz 2. قَالَ — قِيلَ — ضَرَبَ — ضُرِبَتْ — أَنزَلْنَا fiillerini etken ve edilgen olarak sınıflandırınız 3. فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا ifadesinde تْ ve failin görevini açıklayınız 4. صَبَرَ عَلَىٰ — دَعَا لِـ — بَاءَ بِـ fiil + harf-i cer yapılarını açıklayınız 5. قَدْ عَلِمَ — كَانُوا يَكْفُرُونَ — بِمَا عَصَوْا ifadelerinin anlam ve zaman özelliklerini karşılaştırınız ### B. 10 soruluk çoktan seçmeli test 1. قُلْنَا fiilindeki نَا nedir? A) Mef‘ul zamiri B) Fail zamiri C) Dişilik işareti D) Harf-i cer 2. شِئْتُمْ hangi şahıstır? A) Muhatap çoğul B) Gaib çoğul C) Mütekellim tekil D) Gaib tekil 3. قِيلَ fiili hangi yapıdadır? A) Emir B) Etken muzari C) Etken mâzi D) Edilgen mâzi 4. فَانفَجَرَتْ kelimesindeki تْ hangi görevdedir? A) Çoğul zamiri B) Fail tâ’sı C) Dişilik tâ’sı D) Nefiy harfi 5. قَدْ عَلِمَ ifadesinde قَدْ ne bildirir? A) Yasaklama B) Gerçekleşme ve tekit C) Soru D) İstisna 6. ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ ifadesinde nâib-i fâil hangisidir? A) الذِّلَّةُ B) عَلَيْهِمُ C) ضُرِبَتْ D) Hiçbiri 7. عَصَوْا hangi şahıstır? A) Muhatap çoğul B) Mütekellim çoğul C) Gaib müennes çoğul D) Gaib müzekker çoğul 8. كَانُوا يَفْسُقُونَ ifadesinin uygun anlamı hangisidir? A) İsyan edecekler B) İsyan etsinler C) İsyan ediyorlardı D) İsyan etmediler 9. لَا تَعْثَوْا ifadesindeki لَا hangi türdedir? A) Nefiy B) Nehiy C) İstisna D) Te’kit 10. بِمَا عَصَوْا ifadesindeki مَا nasıl açıklanabilir? A) Mastariyye B) Soru ismi C) Nehiy edatı D) Nida harfi **Cevap anahtarı:** 1-B | 2-A | 3-D | 4-C | 5-B | 6-A | 7-D | 8-C | 9-B | 10-A