[[Ana Sayfa]]
DERSİN VİDEOSU
https://youtu.be/a6rGe40MXqQ
**==Dersin Ana Konusu: İsm-i Mevsûl الِاسْمُ الْمَوْصُولُ==**
[[00-NAHİV KAVRAMLARI VE AYET ÖRNEKLERİ|← Nahiv Kavramları Ana Dizini]]
[[003 — İsm-i Mevsûl الِاسْمُ الْمَوْصُولُ]]
### Ayetlere Hızlı Geçiş
[[#Bakara 30. Ayet|30]] · [[#Bakara 31. Ayet|31]] · [[#Bakara 32. Ayet|32]] · [[#Bakara 33. Ayet|33]] · [[#Bakara 34. Ayet|34]] · [[#Bakara 35. Ayet|35]] · [[#Bakara 36. Ayet|36]] · [[#Bakara 37. Ayet|37]] · [[#Bakara 38. Ayet|38]]
[[#Bakara 39. Ayet|39]] · [[#Bakara 40. Ayet|40]] · [[#Bakara 41. Ayet|41]] · [[#Bakara 42. Ayet|42]] · [[#Bakara 43. Ayet|43]] · [[#Bakara 44. Ayet|44]] · [[#Bakara 45. Ayet|45]] · [[#Bakara 46. Ayet|46]] · [[#Bakara 47. Ayet|47]] · [[#Bakara 48. Ayet|48]]
---
# KUR’AN ARAPÇASI — DERS 3
**Bakara 30–48 | Mushaf 5. ve 6. sayfalar**
## Dersin konusu: İsm-i Mevsûl
İsm-i mevsûl, anlamı sıla cümlesiyle tamamlanan marife isimdir.
جَاءَ الرَّجُلُ الَّذِي رَأَيْتُهُ
Gördüğüm adam geldi. الَّذِي ism-i mevsûl, رَأَيْتُهُ sıla cümlesi; هُ âid zamiridir.
Temel biçimler: الَّذِي، الَّتِي، الَّذِينَ، مَنْ، مَا. مَنْ ve مَا bağlama göre şart veya soru ismi de olabilir.
# MUSHAF 5. SAYFA
## Bakara 30. Ayet
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً ۖ قَالُوا أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ ۖ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
**Meali:** Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. Onlar, 'Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi var edeceksin? Oysa biz seni hamdinle tesbih ediyor ve takdis ediyoruz' dediler. Allah, 'Ben sizin bilmediklerinizi bilirim' buyurdu.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَإِذْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Hani |
| قَالَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Dedi / buyurdu |
| رَبُّكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Rabbin |
| لِلْمَلَائِكَةِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Meleklere |
| إِنِّي | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz ben |
| جَاعِلٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Var edecek olan |
| فِي | Harf / birleşik yapı | İçinde / -de |
| الْأَرْضِ | İsim / sıfat | Yeryüzünde |
| خَلِيفَةً | İsim / fiil / birleşik yapı | Halife |
| قَالُوا | Fiil + zamir | Dediler |
| أَتَجْعَلُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Var mı edeceksin? |
| فِيهَا | Harf / birleşik yapı | Orada / onun içinde |
| مَن | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-den |
| يُفْسِدُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bozgunculuk yapar |
| فِيهَا | Harf / birleşik yapı | Orada / onun içinde |
| وَيَسْفِكُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve döker |
| الدِّمَاءَ | İsim / sıfat | Kanları |
| وَنَحْنُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Oysa biz |
| نُسَبِّحُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Tesbih ederiz |
| بِحَمْدِكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Seni hamdederek |
| وَنُقَدِّسُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve takdis ederiz |
| لَكَ | Harf / birleşik yapı | Seni / senin için |
| قَالَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Dedi / buyurdu |
| إِنِّي | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz ben |
| أَعْلَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bilirim |
| مَا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şey |
| لَا | Nefiy / nehiy / soru | ...-mayacağı |
| تَعْلَمُونَ | Muzari / fiil | Biliyorsunuz |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ
Hani Rabbin meleklere demişti
إِنِّي جَاعِلٌ فِي الْأَرْضِ خَلِيفَةً
Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim
قَالُوا أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ
Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi var edeceksin, dediler
وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ
Oysa biz seni hamdinle tesbih ediyor ve takdis ediyoruz
قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Ben sizin bilmediklerinizi bilirim, buyurdu
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — مَنْ ve مَا:** مَن يُفْسِدُ فِيهَا — Orada bozgunculuk yapan kimse; مَا لَا تَعْلَمُونَ — Bilmediğiniz şey. İkisi de bu bağlamda ism-i mevsûldür. مَنْ genellikle akıllı varlıklar, مَا ise şeyler için kullanılır.
**DİKKAT — Hâl vavı:** وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ ifadesindeki وَ, hâl anlamı taşır: 'Oysa biz tesbih ediyoruz'.
## Bakara 31. Ayet
وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلَائِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاءِ هَـٰؤُلَاءِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
**Meali:** Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, 'Doğru söylüyorsanız bunların isimlerini bana bildirin' dedi.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَعَلَّمَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve öğretti |
| آدَمَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Âdem |
| الْأَسْمَاءَ | İsim / sıfat | İsimleri |
| كُلَّهَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Hepsini |
| ثُمَّ | Edat / zarf | Sonra |
| عَرَضَهُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onları gösterdi |
| عَلَى | Harf / birleşik yapı | Üzerine / -e |
| الْمَلَائِكَةِ | İsim / sıfat | Meleklere |
| فَقَالَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sonra dedi |
| أَنبِئُونِي | İsim / fiil / birleşik yapı | Bana bildirin |
| بِأَسْمَاءِ | İsim / fiil / birleşik yapı | İsimlerini |
| هَـٰؤُلَاءِ | İşaret ismi | Bunların |
| إِن | İsim / fiil / birleşik yapı | Eğer |
| كُنتُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Siz iseniz |
| صَادِقِينَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Doğru söyleyenler |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا
Âdem'e bütün isimleri öğretti
ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلَائِكَةِ
Sonra onları meleklere gösterdi
فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاءِ هَـٰؤُلَاءِ
Ve dedi ki: Bunların isimlerini bana bildirin
إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
Eğer doğru söylüyorsanız
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İki mef‘ûl:** عَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ: عَلَّمَ fiili burada 'birine bir şeyi öğretmek' yapısındadır; آدَمَ ve الْأَسْمَاءَ iki mef‘ûldür.
**DİKKAT — İşaret ismi:** هَـٰؤُلَاءِ 'bunlar' demektir; ism-i mevsûl değil, işaret ismidir.
## Bakara 32. Ayet
قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا ۖ إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
**Meali:** Dediler ki: 'Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen her şeyi bilen, hikmet sahibi olansın.'
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| قَالُوا | Fiil + zamir | Dediler |
| سُبْحَانَكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Seni tenzih ederiz |
| لَا | Nefiy / nehiy / soru | ...-mayacağı |
| عِلْمَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bilgi |
| لَنَا | Harf / birleşik yapı | Bizim için |
| إِلَّا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ancak / hariç |
| مَا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şey |
| عَلَّمْتَنَا | Fiil + zamir | Bize öğrettin |
| إِنَّكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz sen |
| أَنتَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sen |
| الْعَلِيمُ | İsim / sıfat | Her şeyi bilen |
| الْحَكِيمُ | İsim / sıfat | Hikmet sahibi |
### Ayetin anlamlı parçaları
قَالُوا سُبْحَانَكَ
Seni tenzih ederiz, dediler
لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا
Bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur
إِنَّكَ أَنتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Şüphesiz sen her şeyi bilen, hikmet sahibi olansın
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Sıla cümlesi:** مَا عَلَّمْتَنَا: مَا ism-i mevsûl, عَلَّمْتَنَا sıla cümlesidir; 'bize öğrettiğin şey' anlamını verir.
**DİKKAT — Hasr:** لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا: nefiy ve istisna birlikte bilginin Allah'ın öğrettiğiyle sınırlı olduğunu vurgular.
## Bakara 33. Ayet
قَالَ يَا آدَمُ أَنبِئْهُم بِأَسْمَائِهِمْ ۖ فَلَمَّا أَنبَأَهُم بِأَسْمَائِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
**Meali:** Allah, 'Ey Âdem, bunların isimlerini onlara bildir' dedi. Âdem bildirdiğinde Allah, 'Göklerin ve yerin gaybını, açığa vurduklarınızı ve gizlediklerinizi bildiğimi size söylememiş miydim?' buyurdu.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| قَالَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Dedi / buyurdu |
| يَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ey |
| آدَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Âdem |
| أَنبِئْهُم | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlara bildir |
| بِأَسْمَائِهِمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | İsimlerini |
| فَلَمَّا | Edat / zarf | ...-ınca |
| أَنبَأَهُم | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlara bildirdi |
| بِأَسْمَائِهِمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | İsimlerini |
| قَالَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Dedi / buyurdu |
| أَلَمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | ...-medi mi? |
| أَقُل | İsim / fiil / birleşik yapı | Söylemedim mi |
| لَّكُمْ | Harf / birleşik yapı | Size |
| إِنِّي | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz ben |
| أَعْلَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bilirim |
| غَيْبَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Gaybı |
| السَّمَاوَاتِ | İsim / sıfat | Göklerin |
| وَالْأَرْضِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve yerin |
| وَأَعْلَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve bilirim |
| مَا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şey |
| تُبْدُونَ | Muzari / fiil | Açığa çıkarırsınız |
| وَمَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve ...-dığı şey |
| كُنتُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Siz iseniz |
| تَكْتُمُونَ | Muzari / fiil | Gizlersiniz |
### Ayetin anlamlı parçaları
قَالَ يَا آدَمُ أَنبِئْهُم بِأَسْمَائِهِمْ
Ey Âdem, onlara bunların isimlerini bildir, dedi
فَلَمَّا أَنبَأَهُم بِأَسْمَائِهِمْ
Âdem isimlerini onlara bildirince
قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ
Size söylememiş miydim, dedi
إِنِّي أَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ
Ben göklerin ve yerin gaybını bilirim
وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Açıkladıklarınızı ve gizlediklerinizi de bilirim
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İki مَا:** مَا تُبْدُونَ ve مَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ: her ikisi de ism-i mevsûldür; ardından gelen fiil grupları sıladır.
**DİKKAT — أَلَمْ أَقُلْ:** لَمْ muzariyi cezm eder; أَقُلْ fiilinin aslı أَقُولُ biçimidir. Soru, muhataba bildiğini hatırlatır.
## Bakara 34. Ayet
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
**Meali:** Meleklere 'Âdem'e secde edin' demiştik; İblis dışında hepsi secde etti. O kaçındı, büyüklük tasladı ve inkârcılardan oldu.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَإِذْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Hani |
| قُلْنَا | Fiil + zamir | Biz dedik |
| لِلْمَلَائِكَةِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Meleklere |
| اسْجُدُوا | Emir / fiil | Secde edin |
| لِآدَمَ | Harf / birleşik yapı | Âdem’e |
| فَسَجَدُوا | Fiil + zamir | Böylece secde ettiler |
| إِلَّا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ancak / hariç |
| إِبْلِيسَ | İsim / fiil / birleşik yapı | İblis |
| أَبَىٰ | İsim / fiil / birleşik yapı | Kaçındı |
| وَاسْتَكْبَرَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve büyüklük tasladı |
| وَكَانَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve oldu |
| مِنَ | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-den |
| الْكَافِرِينَ | İsim / sıfat | İnkârcılar |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَائِكَةِ اسْجُدُوا لِآدَمَ
Hani meleklere Âdem'e secde edin demiştik
فَسَجَدُوا إِلَّا إِبْلِيسَ
İblis dışında hepsi secde etti
أَبَىٰ وَاسْتَكْبَرَ
O kaçındı ve büyüklük tasladı
وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
Ve inkârcılardan oldu
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İstisna:** إِلَّا إِبْلِيسَ: إِلَّا istisna edatıdır; ism-i mevsûl değildir. İstisnadan İblis'in melek cinsinden olduğu sonucu tek başına çıkarılmaz.
**DİKKAT — İki fiil:** أَبَى 'kaçındı', اسْتَكْبَرَ 'büyüklük tasladı' demektir; iki ayrı davranış anlatılır.
## Bakara 35. Ayet
وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَـٰذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
**Meali:** 'Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin; dilediğiniz yerde bolca yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz' dedik.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَقُلْنَا | Fiil + zamir | Ve dedik |
| يَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ey |
| آدَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Âdem |
| اسْكُنْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Yerleş |
| أَنتَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sen |
| وَزَوْجُكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve eşin |
| الْجَنَّةَ | İsim / sıfat | Cennette |
| وَكُلَا | İsim / fiil / birleşik yapı | İkiniz yiyin |
| مِنْهَا | Harf / birleşik yapı | Oradan |
| رَغَدًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Bolca |
| حَيْثُ | Edat / zarf | ...-dığı yerde |
| شِئْتُمَا | Fiil + zamir | İkiniz dilediniz |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| تَقْرَبَا | Muzari / fiil | İkiniz yaklaşmayın |
| هَـٰذِهِ | İşaret ismi | Şu / bu |
| الشَّجَرَةَ | İsim / sıfat | Ağaca |
| فَتَكُونَا | Fiil + zamir | Yoksa ikiniz olursunuz |
| مِنَ | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-den |
| الظَّالِمِينَ | İsim / sıfat | Zalimlerden |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَقُلْنَا يَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ
Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin, dedik
وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا
Dilediğiniz yerde bolca yiyin
وَلَا تَقْرَبَا هَـٰذِهِ الشَّجَرَةَ
Şu ağaca yaklaşmayın
فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
Yoksa zalimlerden olursunuz
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İkil hitap:** كُلَا 'ikiniz yiyin', شِئْتُمَا 'ikiniz dilediniz', لَا تَقْرَبَا 'ikiniz yaklaşmayın'. İkil ile çoğul fiilleri ayırınız.
**DİKKAT — Nehiy:** لَا تَقْرَبَا ifadesindeki لَا yasaklama edatıdır; beş fiilden olan muzari nûn düşmesiyle cezm edilir.
## Bakara 36. Ayet
فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ ۖ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ ۖ وَلَكُمْ فِي الْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ
**Meali:** Şeytan ikisinin ayağını kaydırdı ve içinde bulundukları durumdan çıkardı. 'İnin, birbirinize düşmansınız; yeryüzünde bir süre yerleşme ve yararlanma imkânınız olacak' dedik.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| فَأَزَلَّهُمَا | İsim / fiil / birleşik yapı | İkisinin ayağını kaydırdı |
| الشَّيْطَانُ | İsim / sıfat | Şeytan |
| عَنْهَا | Harf / birleşik yapı | Oradan |
| فَأَخْرَجَهُمَا | İsim / fiil / birleşik yapı | İkisini çıkardı |
| مِمَّا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şeyden |
| كَانَا | Fiil + zamir | İkisi idi |
| فِيهِ | Harf / birleşik yapı | Onun içinde |
| وَقُلْنَا | Fiil + zamir | Ve dedik |
| اهْبِطُوا | Emir / fiil | İnin |
| بَعْضُكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir kısmınız |
| لِبَعْضٍ | Harf / birleşik yapı | Diğer bir kısmınıza |
| عَدُوٌّ | İsim / fiil / birleşik yapı | Düşman |
| وَلَكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve sizin için |
| فِي | Harf / birleşik yapı | İçinde / -de |
| الْأَرْضِ | İsim / sıfat | Yeryüzünde |
| مُسْتَقَرٌّ | İsim / fiil / birleşik yapı | Yerleşme yeri |
| وَمَتَاعٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve yararlanma imkânı |
| إِلَىٰ | İsim / fiil / birleşik yapı | ...-e kadar |
| حِينٍ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir süre |
### Ayetin anlamlı parçaları
فَأَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا
Şeytan ikisinin ayağını oradan kaydırdı
فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ
Onları içinde bulundukları durumdan çıkardı
وَقُلْنَا اهْبِطُوا
Ve dedik ki: İnin
بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ
Birbirinize düşmansınız
وَلَكُمْ فِي الْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَىٰ حِينٍ
Yeryüzünde bir süre yerleşme ve yararlanma imkânınız vardır
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — مِمَّا ve âid:** مِمَّا = مِنْ + مَا. مَا ism-i mevsûl; كَانَا فِيهِ sıla cümlesi; فِيهِ içindeki هِ âid zamiridir.
**DİKKAT — Zamirler ve harf-i cer:** أَزَلَّهُمَا ve أَخْرَجَهُمَا içindeki هُمَا ikil nesne zamiridir; اهْبِطُوا çoğul emirdir. عَنْ uzaklaşma, مِنْ çıkış anlamına katkı sağlar.
## Bakara 37. Ayet
فَتَلَقَّىٰ آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
**Meali:** Âdem Rabbinden bazı sözler aldı. Rabbi de onun tövbesini kabul etti. Şüphesiz O tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olandır.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| فَتَلَقَّىٰ | İsim / fiil / birleşik yapı | Böylece aldı |
| آدَمُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Âdem |
| مِن | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-den |
| رَّبِّهِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Rabbinden |
| كَلِمَاتٍ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sözler |
| فَتَابَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Tövbesini kabul etti |
| عَلَيْهِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onun |
| إِنَّهُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz O |
| هُوَ | İsim / fiil / birleşik yapı | O |
| التَّوَّابُ | İsim / sıfat | Tövbeleri çokça kabul eden |
| الرَّحِيمُ | İsim / sıfat | Çok merhametli |
### Ayetin anlamlı parçaları
فَتَلَقَّىٰ آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ
Âdem Rabbinden bazı sözler aldı
فَتَابَ عَلَيْهِ
Allah onun tövbesini kabul etti
إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Şüphesiz O tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olandır
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Fiil + harf-i cer:** تَابَ إِلَى اللَّهِ 'Allah'a tövbe etti'; تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ 'Allah onun tövbesini kabul etti'. Harf-i cer değişince fiilin yönü de değişir.
### 5. sayfa değerlendirmesi
1. مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا ifadesindeki مَنْ hangi türdedir?
2. مَا لَا تَعْلَمُونَ ifadesindeki مَا ne anlam verir?
3. هَـٰؤُلَاءِ neden ism-i mevsûl değildir?
4. مِمَّا كَانَا فِيهِ ifadesindeki âid zamiri hangisidir?
5. تَابَ عَلَيْهِ ifadesinde tövbeyi kabul eden kimdir?
10 soruluk çoktan seçmeli test
1. مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا ifadesindeki مَنْ hangi türdedir?
A) Soru ismi B) İsm-i mevsûl C) Harf-i cer
2. مَا لَا تَعْلَمُونَ ne demektir?
A) Bilmediğiniz şey B) Bilmediğiniz kimse C) Ne biliyorsunuz?
3. هَـٰؤُلَاءِ kelimesinin türü nedir?
A) İsm-i mevsûl B) Fiil C) İşaret ismi
4. لَا عِلْمَ لَنَا içindeki لَا hangi türdedir?
A) Nehiy B) Cinsi nefyeden لَا C) Soru
5. أَنبِئْهُم hangi fiil türüdür?
A) Emir B) Mâzi C) Muzari
6. لَا تَقْرَبَا kaç kişiye hitap eder?
A) Bir B) Çoğul C) İki
7. مِمَّا hangi iki unsurdan oluşur?
A) مِنْ + مَا B) مَا + مِنْ C) مَنْ + مَا
8. كَانَا فِيهِ ifadesindeki âid hangisidir?
A) كَانَا içindeki elif B) فِيهِ içindeki هِ C) فِي
9. تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ ne demektir?
A) Allah ona tövbe etti B) O Allah’a tövbe etti C) Allah onun tövbesini kabul etti
10. وَنَحْنُ نُسَبِّحُ ifadesindeki وَ ne anlam taşır?
A) Hâl / oysa B) Yasaklama C) İstisna
Cevap anahtarı: 1-B | 2-A | 3-C | 4-B | 5-A | 6-C | 7-A | 8-B | 9-C | 10-A
# MUSHAF 6. SAYFA
## Bakara 38. Ayet
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَمِيعًا ۖ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
**Meali:** 'Hepiniz oradan inin. Size benden hidayet geldiğinde kim hidayetime uyarsa onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir' dedik.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| قُلْنَا | Fiil + zamir | Biz dedik |
| اهْبِطُوا | Emir / fiil | İnin |
| مِنْهَا | Harf / birleşik yapı | Oradan |
| جَمِيعًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Hep birlikte |
| فَإِمَّا | İsim / fiil / birleşik yapı | Eğer / ne zaman ki |
| يَأْتِيَنَّكُم | Muzari / fiil | Size mutlaka gelirse |
| مِّنِّي | Harf / birleşik yapı | Benden |
| هُدًى | İsim / fiil / birleşik yapı | Hidayet |
| فَمَن | Mevsûl / şart (bağlama göre) | Kim ...-se |
| تَبِعَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Uydu |
| هُدَايَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Hidayetime |
| فَلَا | İsim / fiil / birleşik yapı | O zaman yoktur |
| خَوْفٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Korku |
| عَلَيْهِمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlar için |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| هُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlar |
| يَحْزَنُونَ | Muzari / fiil | Üzülürler |
### Ayetin anlamlı parçaları
قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَمِيعًا
Hepiniz oradan inin, dedik
فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّي هُدًى
Size benden bir hidayet geldiğinde
فَمَن تَبِعَ هُدَايَ
Kim benim hidayetime uyarsa
فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ
Onlar için korku yoktur
وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Onlar üzülmeyeceklerdir
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — مَنْ türü:** فَمَن تَبِعَ هُدَايَ: مَنْ şart ismidir; 'kim uyarsa' anlamı verir. 30. ayetteki مَن يُفْسِدُ ise ism-i mevsûldür.
**DİKKAT — فَإِمَّا:** فَإِمَّا, إِنْ şart edatı ile مَا birleşimidir; ism-i mevsûl değildir. يَأْتِيَنَّكُم fiilinde te'kid nûnu vardır.
## Bakara 39. Ayet
وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا أُولَـٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
**Meali:** İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlar ateş ehlidir; orada sürekli kalacaklardır.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَالَّذِينَ | İsm-i mevsûl | Ve ...-en kimseler |
| كَفَرُوا | Fiil + zamir | İnkâr ettiler |
| وَكَذَّبُوا | Fiil + zamir | Ve yalanladılar |
| بِآيَاتِنَا | Fiil + zamir | Ayetlerimizi |
| أُولَـٰئِكَ | İsim / fiil / birleşik yapı | İşte onlar |
| أَصْحَابُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ehli / sahipleri |
| النَّارِ | İsim / sıfat | Ateşin |
| هُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlar |
| فِيهَا | Harf / birleşik yapı | Orada / onun içinde |
| خَالِدُونَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sürekli kalanlar |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا
İnkâr eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar
أُولَـٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ
İşte onlar ateş ehlidir
هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Onlar orada sürekli kalacaklardır
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — الَّذِينَ ve âid:** الَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا: ism-i mevsûlden sonraki fiiller sıladır; her iki fiildeki çoğul vavı âid görevindedir.
**DİKKAT — İşaret ismi:** أُولَـٰئِكَ 'işte onlar' anlamında işaret ismidir; الَّذِينَ ile karıştırılmamalıdır.
## Bakara 40. Ayet
يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ
**Meali:** Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın. Ahdimi yerine getirin ki ben de ahdinizi yerine getireyim; yalnız benden korkun.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| يَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ey |
| بَنِي | Harf / birleşik yapı | Evlatları |
| إِسْرَائِيلَ | İsim / fiil / birleşik yapı | İsrail |
| اذْكُرُوا | Emir / fiil | Hatırlayın |
| نِعْمَتِيَ | Muzari / fiil | Nimetimi |
| الَّتِي | İsm-i mevsûl | ...-dığı |
| أَنْعَمْتُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Nimet verdim |
| عَلَيْكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Size |
| وَأَوْفُوا | Fiil + zamir | Ve yerine getirin |
| بِعَهْدِي | İsim / fiil / birleşik yapı | Ahdimi |
| أُوفِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Yerine getireyim |
| بِعَهْدِكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ahdinizi |
| وَإِيَّايَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve yalnız benden |
| فَارْهَبُونِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Korkun |
### Ayetin anlamlı parçaları
يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ
Ey İsrailoğulları
اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ
Size verdiğim nimetimi hatırlayın
وَأَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ
Ahdimi yerine getirin ki ben de ahdinizi yerine getireyim
وَإِيَّايَ فَارْهَبُونِ
Yalnız benden korkun
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — الَّتِي:** نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ: الَّتِي müennes tekil ism-i mevsûldür ve نِعْمَتِيَ kelimesini açıklar. Sılada nesne konumundaki âid hazfedilmiştir.
**DİKKAT — Emrin cevabı:** أَوْفُوا بِعَهْدِي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ: ilk fiil emir, ikincisi emrin cevabında cezmedilmiş muzaridir.
## Bakara 41. Ayet
وَآمِنُوا بِمَا أَنزَلْتُ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوا أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ ۖ وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ
**Meali:** İndirdiğim ve yanınızdakini doğrulayan vahye iman edin; onu ilk inkâr eden olmayın. Ayetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin; yalnız benden sakının.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَآمِنُوا | Fiil + zamir | Ve iman edin |
| بِمَا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şeye |
| أَنزَلْتُ | İsim / fiil / birleşik yapı | İndirdim |
| مُصَدِّقًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Doğrulayıcı |
| لِّمَا | Mevsûl / şart (bağlama göre) | ...-dığı şeye |
| مَعَكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Yanınızda bulunan |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| تَكُونُوا | Muzari / fiil | Olmayın |
| أَوَّلَ | İsim / fiil / birleşik yapı | İlk |
| كَافِرٍ | İsim / fiil / birleşik yapı | İnkâr eden |
| بِهِ | Harf / birleşik yapı | Onu |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| تَشْتَرُوا | Muzari / fiil | Değiştirmeyin |
| بِآيَاتِي | İsim / fiil / birleşik yapı | Ayetlerimi |
| ثَمَنًا | Fiil + zamir | Bedel |
| قَلِيلًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Az |
| وَإِيَّايَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve yalnız benden |
| فَاتَّقُونِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Benden sakının |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَآمِنُوا بِمَا أَنزَلْتُ
İndirdiğim şeye iman edin
مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ
Yanınızdakini doğrulayıcı olarak
وَلَا تَكُونُوا أَوَّلَ كَافِرٍ بِهِ
Onu ilk inkâr eden olmayın
وَلَا تَشْتَرُوا بِآيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًا
Ayetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin
وَإِيَّايَ فَاتَّقُونِ
Yalnız benden sakının
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — بِمَا / لِمَا:** بِمَا أَنزَلْتُ: indirdiğim şeye; لِّمَا مَعَكُمْ: yanınızda bulunan şeye. İki مَا da ism-i mevsûldür.
**DİKKAT — Hâl:** مُصَدِّقًا: indirilen vahyin öncekini doğrulama özelliğini bildiren hâl unsurudur.
## Bakara 42. Ayet
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
**Meali:** Hakkı batılla karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| تَلْبِسُوا | Muzari / fiil | Karıştırmayın |
| الْحَقَّ | İsim / sıfat | Hakkı |
| بِالْبَاطِلِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Batılla |
| وَتَكْتُمُوا | Fiil + zamir | Ve gizlemeyin |
| الْحَقَّ | İsim / sıfat | Hakkı |
| وَأَنتُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Oysa siz |
| تَعْلَمُونَ | Muzari / fiil | Biliyorsunuz |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ
Hakkı batılla karıştırmayın
وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ
Hakkı gizlemeyin
وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ
Oysa siz biliyorsunuz
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Hâl vavı:** وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ: 'bildiğiniz hâlde' anlamı verir. Hâl vavı, davranışın gerçekleştiği durumu gösterir.
**DİKKAT — Nehiy:** لَا تَلْبِسُوا: لَا yasaklama edatıdır. تَكْتُمُوا fiili de önceki yasaklamayla anlamca bağlantılıdır.
## Bakara 43. Ayet
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ
**Meali:** Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَأَقِيمُوا | Fiil + zamir | Dosdoğru kılın |
| الصَّلَاةَ | İsim / sıfat | Namazı |
| وَآتُوا | Fiil + zamir | Ve verin |
| الزَّكَاةَ | İsim / sıfat | Zekâtı |
| وَارْكَعُوا | Fiil + zamir | Ve rükû edin |
| مَعَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Birlikte |
| الرَّاكِعِينَ | İsim / sıfat | Rükû edenler |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ
Namazı dosdoğru kılın
وَآتُوا الزَّكَاةَ
Zekâtı verin
وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ
Rükû edenlerle birlikte rükû edin
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İsm-i fâil farkı:** الرَّاكِعِينَ ism-i fâildir; الَّذِينَ يَرْكَعُونَ ise ism-i mevsûl + sıla cümlesidir. İkisi de 'rükû edenler' diye çevrilebilir.
## Bakara 44. Ayet
أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
**Meali:** Kitabı okuduğunuz hâlde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Hiç akletmez misiniz?
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| أَتَأْمُرُونَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Emrediyor musunuz? |
| النَّاسَ | İsim / sıfat | İnsanlara |
| بِالْبِرِّ | İsim / fiil / birleşik yapı | İyiliği |
| وَتَنسَوْنَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve unutuyorsunuz |
| أَنفُسَكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Kendinizi |
| وَأَنتُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Oysa siz |
| تَتْلُونَ | Muzari / fiil | Okuyorsunuz |
| الْكِتَابَ | İsim / sıfat | Kitabı |
| أَفَلَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Hiç ...-mez misiniz? |
| تَعْقِلُونَ | Muzari / fiil | Aklediyorsunuz |
### Ayetin anlamlı parçaları
أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ
İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz
وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ
Kendinizi unutuyorsunuz
وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ
Oysa siz kitabı okuyorsunuz
أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Hiç akletmez misiniz
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — İki soru:** أَتَأْمُرُونَ ve أَفَلَا تَعْقِلُونَ ifadeleri bilgi istemekten çok davranıştaki çelişkiyi sorgular.
**DİKKAT — Hâl:** وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ: 'siz kitabı okuduğunuz hâlde' anlamındadır.
## Bakara 45. Ayet
وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ ۚ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ
**Meali:** Sabır ve namazla yardım isteyin. Bu, huşû sahipleri dışındakilere ağır gelir.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَاسْتَعِينُوا | Fiil + zamir | Ve yardım isteyin |
| بِالصَّبْرِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sabırla |
| وَالصَّلَاةِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve namazla |
| وَإِنَّهَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Şüphesiz o |
| لَكَبِيرَةٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Elbette ağırdır |
| إِلَّا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ancak / hariç |
| عَلَى | Harf / birleşik yapı | Üzerine / -e |
| الْخَاشِعِينَ | İsim / sıfat | Huşû sahipleri |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ
Sabır ve namazla yardım isteyin
وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ
Şüphesiz o ağırdır
إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ
Ancak huşû sahiplerine değil
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Zamirin dönüşü:** وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ: هَا zamirinin namaza döndüğü yorumu yaygındır; sabır ve namazla yardım istemeye işaret ettiği de açıklanır.
**DİKKAT — İstisna:** إِلَّا عَلَى الْخَاشِعِينَ: huşû sahiplerini ağır gelme hükmünden istisna eder.
## Bakara 46. Ayet
الَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَاقُو رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
**Meali:** Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine kesinlikle inanan kimselerdir.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| الَّذِينَ | İsm-i mevsûl | ...-en kimseler |
| يَظُنُّونَ | Muzari / fiil | Kesin olarak inanırlar |
| أَنَّهُم | İsim / fiil / birleşik yapı | Onların ... olduğunu |
| مُّلَاقُو | İsim / fiil / birleşik yapı | Kavuşacak olanlar |
| رَبِّهِمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Rablerine |
| وَأَنَّهُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve onların ... olduğunu |
| إِلَيْهِ | İsim / fiil / birleşik yapı | Ona |
| رَاجِعُونَ | İsim / fiil / birleşik yapı | Dönecek olanlar |
### Ayetin anlamlı parçaları
الَّذِينَ يَظُنُّونَ
O kimseler ki kesin olarak inanırlar
أَنَّهُم مُّلَاقُو رَبِّهِمْ
Rablerine kavuşacaklarına
وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Ve O'na döneceklerine
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Önceki ayetle bağlantı:** الَّذِينَ يَظُنُّونَ, 45. ayetteki الْخَاشِعِينَ kelimesini açıklar; ayet sınırı anlam bağını kesmez.
**DİKKAT — ظَنَّ:** يَظُنُّونَ burada zayıf tahmin değil, ahirete kavuşmaya kesin inanç anlamındadır.
## Bakara 47. Ayet
يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ
**Meali:** Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi ve sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| يَا | İsim / fiil / birleşik yapı | Ey |
| بَنِي | Harf / birleşik yapı | Evlatları |
| إِسْرَائِيلَ | İsim / fiil / birleşik yapı | İsrail |
| اذْكُرُوا | Emir / fiil | Hatırlayın |
| نِعْمَتِيَ | Muzari / fiil | Nimetimi |
| الَّتِي | İsm-i mevsûl | ...-dığı |
| أَنْعَمْتُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Nimet verdim |
| عَلَيْكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Size |
| وَأَنِّي | İsim / fiil / birleşik yapı | Ve benim |
| فَضَّلْتُكُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Sizi üstün kıldım |
| عَلَى | Harf / birleşik yapı | Üzerine / -e |
| الْعَالَمِينَ | İsim / sıfat | Âlemlere |
### Ayetin anlamlı parçaları
يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ
Ey İsrailoğulları
اذْكُرُوا نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ
Size verdiğim nimetimi hatırlayın
وَأَنِّي فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ
Sizi âlemlere üstün kıldığımı da hatırlayın
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Tekrar:** 40 ve 47. ayetlerde نِعْمَتِيَ الَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ aynı yapıyla geçer. الَّتِي nimet kelimesini açıklar.
**DİKKAT — Bağlam:** فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ ifadesindeki üstünlük, bağlam ve tefsir çerçevesinde ele alınmalıdır.
## Bakara 48. Ayet
وَاتَّقُوا يَوْمًا لَّا تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئًا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
**Meali:** Hiçbir kimsenin bir başkasının yerine bir şey karşılayamayacağı, kimseden şefaat veya fidye kabul edilmeyeceği ve kimseye yardım edilmeyeceği günden sakının.
### Kelimeler ve türleri
| Arapça kelime | Kelime türü | Türkçe anlamı |
|---|---|---|
| وَاتَّقُوا | Fiil + zamir | Ve sakının |
| يَوْمًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir günden |
| لَّا | Nefiy / nehiy / soru | ...-mayacağı |
| تَجْزِي | İsim / fiil / birleşik yapı | Karşılar |
| نَفْسٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir kimse |
| عَن | Harf / birleşik yapı | ... adına |
| نَّفْسٍ | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir kimse |
| شَيْئًا | İsim / fiil / birleşik yapı | Bir şey |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| يُقْبَلُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Kabul edilir |
| مِنْهَا | Harf / birleşik yapı | Oradan |
| شَفَاعَةٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Şefaat |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| يُؤْخَذُ | İsim / fiil / birleşik yapı | Alınır |
| مِنْهَا | Harf / birleşik yapı | Oradan |
| عَدْلٌ | İsim / fiil / birleşik yapı | Fidye |
| وَلَا | Nefiy / nehiy / soru | Ve ...-mayın |
| هُمْ | İsim / fiil / birleşik yapı | Onlar |
| يُنصَرُونَ | Muzari / fiil | Yardım edilirler |
### Ayetin anlamlı parçaları
وَاتَّقُوا يَوْمًا
Bir günden sakının
لَّا تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئًا
O gün hiçbir kimse başkası adına bir şey karşılayamaz
وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ
Ondan şefaat kabul edilmez
وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ
Ondan fidye alınmaz
وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
Onlara yardım edilmez
### DİKKAT — Öğretici noktalar
**DİKKAT — Sıfat cümlesi:** يَوْمًا لَّا تَجْزِي نَفْسٌ: يَوْمًا nekra olduğu için sonraki cümle onu açıklayan sıfat cümlesidir; ism-i mevsûl yoktur.
**DİKKAT — Meçhul fiiller:** يُقْبَلُ، يُؤْخَذُ، يُنصَرُونَ meçhul muzari fiillerdir. 'Kabul edilir, alınır, yardım edilirler' anlamı verir.
### 6. sayfa değerlendirmesi
1. فَمَن تَبِعَ هُدَايَ ifadesindeki مَنْ neden şart ismidir?
2. الَّذِينَ كَفَرُوا ifadesinin sıla cümlesi hangisidir?
3. نِعْمَتِيَ الَّتِي ifadesinde الَّتِي hangi kelimeyi açıklar?
4. الرَّاكِعِينَ ile الَّذِينَ يَرْكَعُونَ arasındaki yapı farkı nedir?
5. الَّذِينَ يَظُنُّونَ önceki ayette hangi kelimeyi açıklar?
10 soruluk çoktan seçmeli test
1. فَمَن تَبِعَ هُدَايَ içindeki مَنْ nedir?
A) İsm-i mevsûl B) Şart ismi C) Soru harfi
2. الَّذِينَ كَفَرُوا içindeki الَّذِينَ nedir?
A) İsm-i mevsûl B) İşaret ismi C) Harf-i cer
3. نِعْمَتِيَ الَّتِي ifadesinde الَّتِي neyi açıklar?
A) إِسْرَائِيلَ B) عَهْدِي C) نِعْمَتِيَ
4. بِمَا أَنزَلْتُ içindeki مَا nedir?
A) İsm-i mevsûl B) Nehiy edatı C) Soru ismi
5. الرَّاكِعِينَ kelimesinin türü nedir?
A) İsm-i mevsûl B) İsm-i fâil C) İşaret ismi
6. وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ ne anlam verir?
A) Bildiğiniz hâlde B) Öğrenmeniz için C) Bilmediğiniz zaman
7. الَّذِينَ يَظُنُّونَ önceki ayette neyi açıklar?
A) الصَّلَاةِ B) الصَّبْرِ C) الْخَاشِعِينَ
8. يَظُنُّونَ bu bağlamda ne demektir?
A) Şüphe ederler B) Kesin olarak inanırlar C) Unuturlar
9. يُقْبَلُ hangi yapıdır?
A) Meçhul muzari B) Emir C) Mâzi
10. يَوْمًا لَّا تَجْزِي ifadesinde sonraki cümle nedir?
A) Sıla cümlesi B) Sıfat cümlesi C) Şart cümlesi
Cevap anahtarı: 1-B | 2-A | 3-C | 4-A | 5-B | 6-A | 7-C | 8-B | 9-A | 10-B
[[Ders 03 Bakara Suresi Ayet 30-48]]