DERSİN VİDEOSU https://youtu.be/F-6OLTYgtDo [[00-NAHİV KAVRAMLARI VE AYET ÖRNEKLERİ|← Nahiv Kavramları Ana Dizini]] ==**Dersin ana konusu: Kelime türleri — الْكَلِمَةُ وَأَنْوَاعُهَا (isim, fiil, harf)**== [[001 — Kelime Türleri أَقْسَامُ الْكَلِمَةِ|001 — Kelime Türleri / İsim, Fiil, Harf]] ## Ayetlere Hızlı Geçiş [[#Bakara 1. Ayet|1]] · [[#Bakara 2. Ayet|2]] · [[#Bakara 3. Ayet|3]] · [[#Bakara 4. Ayet|4]] · [[#Bakara 5. Ayet|5]] · [[#Bakara 6. Ayet|6]] · [[#Bakara 7. Ayet|7]] · [[#Bakara 8. Ayet|8]] · [[#Bakara 9. Ayet|9]] · [[#Bakara 10. Ayet|10]] · [[#Bakara 11. Ayet|11]] · [[#Bakara 12. Ayet|12]] · [[#Bakara 13. Ayet|13]] · [[#Bakara 14. Ayet|14]] · [[#Bakara 15. Ayet|15]] · [[#Bakara 16. Ayet|16]] --- ## KUR’AN ARAPÇASINDA KELİME TÜRLERİ الْكَلِمَةُ وَأَنْوَاعُهَا Arapçada kelimeler üç ana gruba ayrılır: İsim, Fiil Ve Harf Ayetleri anlamanın ilk adımı, okuduğumuz kelimenin hangi grupta olduğunu ayırt etmektir. ### 1. İSİM — الِاسْمُ Varlık, kişi, nesne, kavram veya nitelik bildiren; anlamı bir zamana bağlı olmayan kelimedir. Örnekler: اللَّهُ (Allah), الْكِتَابُ (kitap), رَسُولٌ (elçi), الْأَرْضُ (yeryüzü), عَظِيمٌ (büyük). İsimleri tanıtan başlıca işaretler: الْـ takısı (الْكِتَابُ), tenvin (رَسُولٌ), cer kabul etme (بِالْكِتَابِ), nida (يَا إِبْرَاهِيمُ) ve isnad ilişkisine girebilme. Bu işaretlerin hepsinin bir isimde bulunması gerekmez. ### 2. FİİL — الْفِعْلُ Bir işi veya oluşu zamanla bağlantılı anlatır. Üç temel türü vardır: مَاضٍ (خَلَقَ — yarattı), مُضَارِعٌ (يَعْلَمُ — bilir/biliyor), أَمْرٌ (اعْبُدُوا — ibadet edin). Fiilin önemli işaretleri arasında تَاءُ الْفَاعِلِ (كَتَبْتُ) تَاءُ التَّأْنِيثِ السَّاكِنَةُ (كَتَبَتْ) يَاءُ الْمُخَاطَبَةِ (اُكْتُبِي) قَدْ, سَـ, سَوْفَ ve muzari fiilin cezm kabul etmesi bulunur. ### 3. HARF — الْحَرْفُ Anlamı başka kelimelerle ilişkisi içinde belirginleşen edattır. Örnekler: مِنْ (–den), فِي (içinde), عَلَىٰ (üzerinde), بِـ (ile), لَا (olumsuzluk veya yasaklama), وَ (bağlama vb.). Aynı edatın farklı bağlamlarda farklı görevleri olabilir. ### ÖNEMLİ HATIRLATMA Zamirler (هُوَ), işaret isimleri (هَٰذَا), ism-i mevsuller (الَّذِينَ) ve sıfatlar (صَالِحٌ) da isim sınıfındadır. Yazıda bitişik unsurlar ayrı ayrı tanınır: بِالْكِتَابِ = بِـ (harf) + الْكِتَابِ (isim). ### الْـ TAKISININ ANLAMINA KISA BAKIŞ الْجِنْسِيَّةُ: Bir türü ifade eder (الْإِنْسَانُ). الْعَهْدُ الذِّهْنِيُّ: Zihinde bilinen bir varlığa işaret eder (ذَٰلِكَ الْكِتَابُ). الْعَهْدُ الذِّكْرِيُّ: Metinde daha önce anılmış bir varlığa yeniden işaret eder. Bunları belirlerken bağlamı dikkate alırız. > **DİKKAT: Bir kelimenin isim olması için mutlaka الْـ veya tenvin taşıması gerekmez.** وَ harfi de her zaman atıf için kullanılmaz. Özel kullanımları ayetlerin altında işaretleyip ileride ayrıntılı işleyeceğiz. UYGULAMA: Her ayetin metni ve anlamından sonra kelimeleri sırayla sınıflandıracağız. Birleşik kelimelerde harf, isim, fiil ve zamirleri ayıracağız. Ayet metni için kullanıcının “BAKARA SURESİ 1-50” dosyası karşılaştırma kaynağıdır; nihai baskıdan önce mushaf üzerinden harf ve hareke kontrolü gereklidir. ## BİRİNCİ SAYFA — BAKARA 1–5 ## Bakara 1. Ayet الٓمٓ ‏(١)‏ Elif, Lâm, Mîm. (Hurûf-ı mukattaa.) | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | الٓمٓ | Hurûf-ı mukattaa | Kesik harfler (Elif, Lâm, Mîm) — Alfabe harfleri; nahivdeki anlam edatlarıyla aynı sınıflandırma değildir | ## Bakara 2. Ayet ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ ‏(٢)‏ İşte bu Kitap, kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan, takvâ sahipleri için bir hidayet rehberidir. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | ذَٰلِكَ | İsim | İşte o / şu — İşaret ismi; الْـ almadan marifedir | | الْكِتَابُ | İsim | kitap — Başında الْـ vardır; nottaki ahd-i zihnî örneğidir | | لَا | Harf | hayır / değil / ...-mez (bağlama göre) — Cinsi nefyeden لَا | | رَيْبَ | İsim | şüphe — لَا’nın ismi; tenvinsiz ve mansub yapıdadır | | فِيهِ | Harf + isim | onda — فِي cer harfi + هِ zamir | | هُدًى | İsim | hidayet, yol gösterme — Tenvinli mastar/isim | | لِلْمُتَّقِينَ | Harf + isim | takvâ sahipleri için — لِـ cer harfi + الْمُتَّقِينَ | > **DİKKAT — لَا النَّافِيَةُ لِلْجِنْسِ (Cinsin tamamını olumsuzlayan لَا): لَا رَيْبَ ifadesi, “hiçbir şüphe yoktur” anlamını verir. Buradaki لَا, sıradan fiil olumsuzluğu yapan لَا’dan farklıdır; ayrıntılı i‘rabını ileride işleyeceğiz.** ## Bakara 3. Ayet الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ‏(٣)‏ Onlar gayba iman eder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden harcarlar. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | الَّذِينَ | İsim | onlar ki — İsm-i mevsul | | يُؤْمِنُونَ | Fiil + zamir | iman ederler — Muzari + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | بِالْغَيْبِ | Harf + isim | gayba — بِـ cer + الْغَيْبِ | | وَيُقِيمُونَ | Harf + fiil + zamir | ve dosdoğru kılarlar — Atıf وَ + muzari + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | الصَّلَاةَ | İsim | namazı — الْـ almıştır | | وَمِمَّا | Harfler + isim | ve ...-den / kendilerine verdiklerimizden — وَ + مِنْ + مَا (ism-i mevsul) | | رَزَقْنَاهُمْ | Fiil + iki zamir | onlara rızık verdik — رَزَقَ + نَا (fail) + هُمْ (mef‘ul) | | يُنْفِقُونَ | Fiil + zamir | harcarlar — Muzari + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | > **DİKKAT — مَا الْمَوْصُولَةُ (İsm-i mevsul olan مَا): وَمِمَّا = وَ + مِنْ + مَا. Burada مَا, “verdiğimiz şeylerden” anlamına katkı sağlar. Her مَا olumsuzluk edatı değildir; türlerini ileride karşılaştıracağız.** ## Bakara 4. Ayet وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ‏(٤)‏ Onlar sana indirilene de senden önce indirilene de iman eder; ahirete ise kesin olarak inanırlar. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --------------- | -------------- | ------------------------------------------------------ | | وَالَّذِينَ | Harf + isim | ve onlar ki — وَ atıf + ism-i mevsul | | يُؤْمِنُونَ | Fiil + zamir | iman ederler — Muzari | | بِمَا | Harf + isim | İndirilene / indirilen şeye — بِـ + مَا الْمَوْصُولَةُ | | أُنْزِلَ | Fiil | indirildi — Meçhul mâzi | | إِلَيْكَ | Harf + isim | sana — إِلَى + كَ zamiri | | وَمَا | Harf + isim | ve ...-e / indirilen şeye — وَ + مَا (ism-i mevsul) | | أُنْزِلَ | Fiil | indirildi — Meçhul mâzi | | مِنْ | Harf | -den — Cer edatı | | قَبْلِكَ | İsim + zamir | senden önce — قَبْلِ zarf/isim + كَ | | وَبِالْآخِرَةِ | Harfler + isim | ve ahirete — وَ + بِـ + isim | | هُمْ | İsim | onlar — Ayrı zamir | | يُوقِنُونَ | Fiil + zamir | kesin olarak inanırlar — Muzari | > **DİKKAT — الْفِعْلُ الْمَبْنِيُّ لِلْمَجْهُولِ (Edilgen fiil): أُنْزِلَ “indirildi” demektir. Fiili yapan kişi cümlede açıkça zikredilmez; bu yapının i‘rabını ileride öğreneceğiz.** ## Bakara 5. Ayet أُولَٰئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ‏(٥)‏ İşte onlar Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler; kurtuluşa erenler de onlardır. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | أُولَٰئِكَ | İsim | işte onlar — İşaret ismi | | عَلَىٰ | Harf | üzerinde — Cer edatı | | هُدًى | İsim | hidayet — Tenvinli isim | | مِنْ | Harf | -den — Cer edatı | | رَبِّهِمْ | İsim + zamir | Rablerinden — رَبِّ + هِمْ | | وَأُولَٰئِكَ | Harf + isim | ve işte onlar — Atıf وَ + işaret ismi | | هُمُ | İsim | onlar — Ayrı zamir | | الْمُفْلِحُونَ | İsim | kurtuluşa erenler — الْـ almış ism-i fâil çoğulu | > **DİKKAT — اسْمُ الْفَاعِلِ (Etken ortaç): الْمُفْلِحُونَ, أَفْلَحَ fiilinden türemiş bir isimdir; “kurtuluşa erenler” anlamını taşır. Bir kelimenin fiilden türemesi, onun fiil olduğu anlamına gelmez.** ## BİRİNCİ SAYFA DEĞERLENDİRMESİ ### A. Kelime türlerini belirleyiniz. 1. الْكِتَابُ 2. يُؤْمِنُونَ 3. لَا 4. هُدًى 5. الَّذِينَ ### B. Birleşik yapıları ayırınız. 6. فِيهِ 7. لِلْمُتَّقِينَ 8. بِالْغَيْبِ 9. رَزَقْنَاهُمْ 10. وَبِالْآخِرَةِ ### C. Kısa uygulama 11. Aşağıdaki kelimeleri isim, fiil ve harf olarak sınıflandırınız: يُوقِنُونَ – رَبِّهِمْ – مِنْ – أُنْزِلَ – الْمُفْلِحُونَ – عَلَىٰ 12. هُدًى kelimesinin isim olduğunu nasıl anlarsınız? 13. رَزَقْنَاهُمْ kelimesindeki نَا ve هُمْ neyi ifade eder? 14. ذَٰلِكَ الْكِتَابُ ifadesindeki الْـ takısının anlamı nedir? 10 SORULUK ÇOKTAN SEÇMELİ TEST — 1. MUSHAF SAYFASI 1. Ayet 2’de ذَٰلِكَ hangi kelime türüdür? A) Fiil B) İşaret ismi C) Harf D) Mastar 2. الْكِتَابُ kelimesinin isim olduğunu gösteren belirti hangisidir? A) الْـ B) سَوْفَ C) لَمْ D) قَدْ 3. لَا رَيْبَ ifadesindeki لَا ne yapar? A) Emir verir B) İstifham yapar C) Cinsi olumsuzlar D) Nida yapar 4. فِيهِ hangi unsurlardan oluşur? A) Fiil + fail B) فِي + هِ C) İsim + tenvin D) وَ + isim 5. هُدًى kelimesi hangi türdendir? A) İsim B) Fiil C) Harf D) Zamir edatı 6. يُؤْمِنُونَ hangi fiil türüdür? A) Mazi B) Emir C) Muzari D) İsim-fiil 7. بِالْغَيْبِ içindeki بِـ nedir? A) Nida harfi B) Cer harfi C) Olumsuzluk harfi D) Atıf harfi 8. وَمِمَّا yapısının doğru çözümlemesi hangisidir? A) وَ + مِنْ + مَا B) وَ + مَنْ C) مِنْ + لَا D) وَ + مَتَى 9. أُنْزِلَ hangi özelliğe sahiptir? A) Emir B) Edilgen mazi C) İsim D) İstifham 10. الْمُفْلِحُونَ için hangisi doğrudur? A) Cer harfidir B) Muzari fiildir C) İsm-i faildir D) İşaret ismidir ## İKİNCİ SAYFA — BAKARA 6–16 ## Bakara 6. Ayet إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ‏(٦)‏ İnkârda direnenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; iman etmezler. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | إِنَّ | Harf | şüphesiz — Te’kid/nasb | | الَّذِينَ | İsim | o kimseler ki — İsm-i mevsul | | كَفَرُوا | Fiil + zamir | inkâr ettiler — Mâzi + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | سَوَاءٌ | İsim | eşittir — Tenvin | | عَلَيْهِمْ | Harf + isim | onlara — عَلَى + هُمْ | | أَأَنْذَرْتَهُمْ | Harf + fiil + zamirler | uyarsan da — Soru أَ + أَنْذَرْتَ (تَ fail) + هُمْ (mef‘ul) | | أَمْ | Harf | yahut / veya — Tesviye bağlamında | | لَمْ | Harf | ...-medi (geçmiş zaman olumsuzluğu) — Cezm ve nefiy | | تُنْذِرْهُمْ | Fiil + zamir | Onları uyarmasan — تُنْذِرْ + هُمْ; لَمْ ile geçmişe yönelik olumsuzluk | | لَا | Harf | ...-mez (olumsuzluk) — Olumsuzluk | | يُؤْمِنُونَ | Fiil + zamir | İman etmezler — يُؤْمِنُونَ; önündeki لَا ile olumsuz | > **DİKKAT — أَمِ الْمُتَّصِلَةُ وَهَمْزَةُ التَّسْوِيَةِ: أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ ifadesinde أَمْ, tesviye hemzesine bağlı muttasıla türündedir. سَوَاءٌ ile uyarma ve uyarmamanın sonuç bakımından eşit olduğu bildirilir; burada gerçek bir soru yoktur. أَمِ الْمُنْقَطِعَةُ ise başka bir kullanımdır** ## Bakara 7. Ayet خَتَمَ اللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ وَعَلَىٰ أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ ‏(٧)‏ Allah onların kalplerini ve işitme duyularını mühürlemiştir; gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | خَتَمَ | Fiil | mühürledi — Mâzi | | اللَّهُ | İsim | Allah — Özel isim; fail | | عَلَىٰ | Harf | üzerine — Cer | | قُلُوبِهِمْ | İsim + zamir | Onların kalplerinin üzerine / kalplerine — قُلُوبِ + هِمْ; عَلَىٰ ile | | وَعَلَىٰ | İki harf | ve üzerine — وَ + عَلَى | | سَمْعِهِمْ | İsim + zamir | Onların işitmesine — سَمْعِ + هِمْ; عَلَىٰ ile | | وَعَلَىٰ | İki harf | ve üzerine — وَ + عَلَى | | أَبْصَارِهِمْ | İsim + zamir | Onların gözlerinin üzerinde — أَبْصَارِ + هِمْ; عَلَىٰ ile | | غِشَاوَةٌ | İsim | bir perde — Tenvin ve ة | | وَلَهُمْ | Harfler + zamir | ve onlar için — وَ + لِـ + هُمْ | | عَذَابٌ | İsim | azap — Tenvin | | عَظِيمٌ | İsim | büyük — Sıfat; tenvin | > **DİKKAT — وَاوُ الْعَطْفِ (Bağlama vavı): وَعَلَىٰ = وَ + عَلَىٰ. Burada وَ, aynı yapıdaki cerli ifadeleri birbirine bağlar. Ancak her وَ atıf vavı değildir; وَاوُ الْحَالِ gibi türleri de vardır.** ## Bakara 8. Ayet وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ ‏(٨)‏ İnsanlardan, “Allah’a ve ahiret gününe iman ettik” diyenler vardır; oysa onlar iman etmiş değildir. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | وَمِنَ | İki harf | ve ...-den — وَ + مِنْ | | النَّاسِ | İsim | insanlar — الْـ ve cer | | مَنْ | İsim | kimileri / kim — İsm-i mevsul | | يَقُولُ | Fiil | söyler — Muzari | | آمَنَّا | Fiil + zamir | inandık — Mâzi + نَا | | بِاللَّهِ | Harf + isim | Allah’a — بِـ + اللَّهِ | | وَبِالْيَوْمِ | Harfler + isim | ve güne — وَ + بِـ + الْيَوْمِ | | الْآخِرِ | İsim | ahiret / son — Sıfat | | وَمَا | İki harf | ve ... / değil (bağlama göre) — وَ + olumsuzluk مَا | | هُمْ | İsim | onlar — Zamir | | بِمُؤْمِنِينَ | Harf + isim | iman etmiş kimseler — بِـ + مُؤْمِنِينَ | > **DİKKAT — الْبَاءُ الزَّائِدَةُ لِلتَّوْكِيدِ (Pekiştirme bâ’sı): وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ ifadesindeki بِـ, anlamı “ile” yapmaz; olumsuzluğu kuvvetlendirir. Bu kullanımın i‘rab yönü daha sonra ele alınacak.** ## Bakara 9. Ayet يُخَادِعُونَ اللَّهَ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ ‏(٩)‏ Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar; oysa yalnızca kendilerini aldatırlar, fakat farkında değillerdir. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | يُخَادِعُونَ | Fiil + zamir | aldatmaya çalışırlar — Muzari | | اللَّهَ | İsim | Allah’ı — Mef‘ul | | وَالَّذِينَ | Harf + isim | ve o kimseleri ki — وَ + ism-i mevsul | | آمَنُوا | Fiil + zamir | iman ettiler — Mâzi | | وَمَا | İki harf | ve ... / değil (bağlama göre) — وَ + nefiy مَا | | يَخْدَعُونَ | Fiil + zamir | aldatırlar — Muzari | | إِلَّا | Harf | ancak — İstisna/hasr | | أَنْفُسَهُمْ | İsim + zamir | kendilerini — أَنْفُسَ + هُمْ | | وَمَا | İki harf | ve ... / değil (bağlama göre) — وَ + nefiy مَا | | يَشْعُرُونَ | Fiil + zamir | fark ederler — Muzari | > **DİKKAT — الْقَصْرُ بِالنَّفْيِ وَالِاسْتِثْنَاءِ (Olumsuzluk ve istisnayla sınırlama): وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ, “ancak kendilerini aldatırlar” anlamındadır. مَا ve إِلَّا birlikte sınırlandırma anlamı kurar.** ## Bakara 10. Ayet فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَهُمُ اللَّهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ‏(١٠)‏ Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah onların hastalığını artırmıştır. Yalan söyleyip durmaları sebebiyle onlar için acı verici bir azap vardır. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | فِي | Harf | içinde — Cer | | قُلُوبِهِمْ | İsim + zamir | Onların kalplerinde — قُلُوبِ + هِمْ; فِي ile | | مَرَضٌ | İsim | hastalık — Tenvin | | فَزَادَهُمُ | Harf + fiil + zamir | derken artırdı — فَ + زَادَ + هُمْ | | اللَّهُ | İsim | Allah — Fail | | مَرَضًا | İsim | hastalık — Tenvin | | وَلَهُمْ | Harfler + zamir | ve onlar için — وَ + لِـ + هُمْ | | عَذَابٌ | İsim | azap — Tenvin | | أَلِيمٌ | İsim | acı verici — Sıfat | | بِمَا | İki harf | ... sebebiyle / -den dolayı — بِـ + مَا المصدرية | | كَانُوا | Fiil + zamir | idiler — Eksik mâzi + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | يَكْذِبُونَ | Fiil + zamir | yalan söylerler — Muzari | > **DİKKAT — مَا الْمَصْدَرِيَّةُ (Mastar anlamı veren مَا): بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ ifadesi “yalan söylemeleri sebebiyle” şeklinde anlaşılabilir. Bu مَا, 8. ayetteki olumsuzluk مَا’sından farklıdır.** ## Bakara 11. Ayet وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ‏(١١)‏ Onlara, “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” denildiğinde, “Biz yalnızca düzeltmeye çalışanlarız” derler. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | وَإِذَا | Harf + isim | ve ne zaman — وَ + إِذَا zaman zarfı | | قِيلَ | Fiil | denildi — Meçhul mâzi | | لَهُمْ | Harf + zamir | onlara — لِـ + هُمْ | | لَا | Harf | hayır / değil / ...-mez (bağlama göre) — Nehiy | | تُفْسِدُوا | Fiil + zamir | Bozgunculuk yapmayın — تُفْسِدُوا; önündeki لَا nehiy edatı | | فِي | Harf | içinde — Cer | | الْأَرْضِ | İsim | Yeryüzünde — الْأَرْضِ; فِي ile cerli | | قَالُوا | Fiil + zamir | Dediler — قَالُوا; mâzi + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | إِنَّمَا | İki harf | Ancak / yalnızca — إِنَّ + مَا الْكَافَّةُ; sınırlama | | نَحْنُ | İsim | Biz — Ayrı zamir | | مُصْلِحُونَ | İsim | Islah edicileriz / düzelticileriz — İsm-i fâil çoğulu | > **DİKKAT — إِذَا الظَّرْفِيَّةُ ve إِنَّمَا: إِذَا, “-dığı zaman” anlamında zaman zarfı olan isimdir. إِنَّمَا ise إِنَّ ile مَا الْكَافَّةِ birleşiminden oluşur ve bağlamda sınırlama bildirir. Ayrıntıları sonra işlenecek.** ## Bakara 12. Ayet أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ‏(١٢)‏ İyi bilin ki asıl bozguncular onlardır; fakat bunun farkına varmazlar. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | أَلَا | Harf | dikkat edin — Tenbih/istiftah | | إِنَّهُمْ | Harf + zamir | şüphesiz onlar — إِنَّ + هُمْ | | هُمُ | İsim | onlar — Ayrı zamir | | الْمُفْسِدُونَ | İsim | bozgunculardır — İsm-i fâil çoğulu | | وَلَٰكِنْ | İki harf | fakat — وَ + لَٰكِنْ | | لَا | Harf | hayır / değil / ...-mez (bağlama göre) — Nefiy | | يَشْعُرُونَ | Fiil + zamir | Farkına varmazlar — Muzari; önündeki لَا ile olumsuz | > **DİKKAT — ضَمِيرُ الْفَصْلِ / التَّوْكِيدُ: إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ ifadesindeki ayrı هُمُ zamiri hükmü pekiştirir ve bağlamda sınırlama anlamını güçlendirir. Bu zamirin ayrıntılı i‘rabı ileride incelenecek.** ## Bakara 13. Ayet وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ آمِنُوا كَمَا آمَنَ النَّاسُ قَالُوا أَنُؤْمِنُ كَمَا آمَنَ السُّفَهَاءُ أَلَا إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ وَلَٰكِنْ لَا يَعْلَمُونَ ‏(١٣)‏ Onlara, “İnsanların iman ettiği gibi iman edin” denildiğinde, “Biz akılsızların iman ettiği gibi mi iman edeceğiz?” derler. İyi bilin ki asıl akılsızlar onlardır; fakat bilmezler. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | وَإِذَا | Harf + isim | ve ne zaman — وَ + zaman zarfı | | قِيلَ | Fiil | denildi — Meçhul mâzi | | لَهُمْ | Harf + zamir | onlara — لِـ + هُمْ | | آمِنُوا | Fiil + zamir | iman edin — Emir | | كَمَا | İki harf | tıpkı ... gibi — كَـ benzetme + مَا masdariyye | | آمَنَ | Fiil | iman etti — Mâzi | | النَّاسُ | İsim | insanlar — الْـ | | قَالُوا | Fiil + zamir | dediler — Mâzi | | أَنُؤْمِنُ | Harf + fiil | iman mı edelim — Soru hemzesi + muzari | | كَمَا | İki harf | tıpkı ... gibi — كَـ + مَا | | آمَنَ | Fiil | iman etti — Mâzi | | السُّفَهَاءُ | İsim | akılsızlar — الْـ | | أَلَا | Harf | dikkat edin — Tenbih | | إِنَّهُمْ | Harf + zamir | şüphesiz onlar — إِنَّ + هُمْ | | هُمُ | İsim | onlar — Zamir | | السُّفَهَاءُ | İsim | akılsızlardır — الْـ | | وَلَٰكِنْ | İki harf | fakat — وَ + لَٰكِنْ | | لَا | Harf | değil / ...-mez — Nefiy | | يَعْلَمُونَ | Fiil + zamir | Bilmezler — Muzari; önündeki لَا ile olumsuz | > **DİKKAT — كَمَا (كَـ + مَا): كَـ benzetme harfidir; مَا burada mastar anlamıyla açıklanabilir. كَمَا آمَنَ النَّاسُ, “insanların iman ettiği gibi” demektir. مَا’nın başka türlerini daha sonra ayıracağız.** ## Bakara 14. Ayet وَإِذَا لَقُوا الَّذِينَ آمَنُوا قَالُوا آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْا إِلَىٰ شَيَاطِينِهِمْ قَالُوا إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِئُونَ ‏(١٤)‏ İman edenlerle karşılaştıklarında, “İman ettik” derler. Kendi şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, “Biz sizinle beraberiz; biz ancak alay ediyoruz” derler. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | وَإِذَا | Harf + isim | ve ne zaman — وَ + zaman zarfı | | لَقُوا | Fiil + zamir | karşılaştılar — Mâzi | | الَّذِينَ | İsim | o kimselerle ki — İsm-i mevsul | | آمَنُوا | Fiil + zamir | iman ettiler — Mâzi | | قَالُوا | Fiil + zamir | dediler — Mâzi | | آمَنَّا | Fiil + zamir | iman ettik — Mâzi + نَا | | وَإِذَا | Harf + isim | ve ne zaman — وَ + zaman zarfı | | خَلَوْا | Fiil + zamir | baş başa kaldılar — Mâzi | | إِلَىٰ | Harf | -e doğru / yanına — Cer | | شَيَاطِينِهِمْ | İsim + zamir | Kendi şeytanlarının yanına — شَيَاطِينِ + هِمْ; إِلَىٰ ile | | قَالُوا | Fiil + zamir | dediler — Mâzi | | إِنَّا | Harf + zamir | şüphesiz biz — إِنَّ + نَا | | مَعَكُمْ | İsim + zamir | sizinle beraberiz — مَعَ zarf + كُمْ | | إِنَّمَا | İki harf | yalnızca — إِنَّ + مَا الكافة | | نَحْنُ | İsim | biz — Zamir | | مُسْتَهْزِئُونَ | İsim | alay edenleriz — İsm-i fâil çoğulu | > **DİKKAT — الظَّرْفُ (Zarf): مَعَكُمْ içindeki مَعَ, “sizinle/yanınızda” anlamında kullanılan isim türünden bir zarftır; harf-i cer değildir. Zarfın cümledeki görevini ileride inceleyeceğiz.** ## Bakara 15. Ayet اللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ‏(١٥)‏ Allah onların alaylarına karşılık verir ve onları azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakır. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | اللَّهُ | İsim | Allah — Özel isim | | يَسْتَهْزِئُ | Fiil | onlarla alay eder (karşılık verir) — Muzari | | بِهِمْ | Harf + zamir | onlarla — بِـ + هُمْ | | وَيَمُدُّهُمْ | Harf + fiil + zamir | ve sürükler / süre tanır — وَ + يَمُدُّ + هُمْ | | فِي | Harf | içinde — Cer | | طُغْيَانِهِمْ | İsim + zamir | azgınlıklarında — طُغْيَانِ + هِمْ | | يَعْمَهُونَ | Fiil + zamir | bocalarlar — Muzari | > **DİKKAT — الْحَالُ (Hâl): فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ ifadesindeki يَعْمَهُونَ, içinde bulundukları şaşkınlığı tasvir eder; fiil cümlesinin hâl olarak değerlendirilmesi mümkündür. Hâl konusunu ileride işleyeceğiz.** ## Bakara 16. Ayet أُولَٰئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَتْ تِجَارَتُهُمْ وَمَا كَانُوا مُهْتَدِينَ ‏(١٦)‏ İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın alanlardır. Bu alışverişleri kâr getirmemiş, doğru yolu da bulamamışlardır. | Ayetin kelimesi | Tür | Türkçe anlamı ve açıklaması | | --- | --- | --- | | أُولَٰئِكَ | İsim | işte onlar — İşaret | | الَّذِينَ | İsim | o kimseler ki — Mevsul | | اشْتَرَوُا | Fiil + zamir | Satın aldılar / tercih ettiler — اشْتَرَوْا; mâzi + وَاوُ الْجَمَاعَةِ | | الضَّلَالَةَ | İsim | sapıklığı — الْـ ve ة | | بِالْهُدَىٰ | Harf + isim | hidayet karşılığında — بِـ + isim | | فَمَا | İki harf | ve ... değil — فَ + nefiy مَا | | رَبِحَتْ | Fiil | kâr etti — Mâzi + dişillik تْ | | تِجَارَتُهُمْ | İsim + zamir | onların ticareti — تِجَارَةُ + هُمْ | | وَمَا | İki harf | ve ... değil — وَ + nefiy مَا | | كَانُوا | Fiil + zamir | idiler — Eksik mâzi | | مُهْتَدِينَ | İsim | doğru yolu bulanlar — İsm-i fâil çoğulu | > **DİKKAT — تَاءُ التَّأْنِيثِ السَّاكِنَةُ (Dişillik tâ’sı): رَبِحَتْ fiilinin sonundaki تْ, dişil özneyle uyumu gösterir; “o yaptı” anlamında bir fail zamiri değildir. Burada özne تِجَارَتُهُمْ kelimesidir.** ## İKİNCİ SAYFA DEĞERLENDİRMESİ ### A. Kelime türlerini belirleyiniz. 1. سَوَاءٌ 2. كَفَرُوا 3. إِنَّ 4. مُصْلِحُونَ 5. الَّذِينَ ### B. Birleşik yapıları ayırınız. 6. عَلَيْهِمْ 7. قُلُوبِهِمْ 8. بِاللَّهِ 9. إِنَّمَا 10. شَيَاطِينِهِمْ ### C. Kısa uygulama 11. Aşağıdaki kelimeleri isim, fiil ve harf olarak sınıflandırınız: يَعْلَمُونَ – الْأَرْضِ – لَمْ – آمِنُوا – عَظِيمٌ – إِلَىٰ 12. كَانُوا kelimesi hangi türdendir? 13. رَبِحَتْ kelimesinin sonundaki تْ neyi ifade eder? 14. أَمْ kelimesinin 6. ayetteki kullanım özelliği nedir? MEAL NOTU: Türkçe anlamlar ders için özgün olarak hazırlanmıştır; Ali Fikri Yavuz mealinden birebir aktarım değildir. Çok anlamlı kelimelerde bağlam dikkate alınmıştır. ### 10 SORULUK ÇOKTAN SEÇMELİ TEST — 2. MUSHAF SAYFASI 1. إِنَّ hangi türdendir? A) İsim B) Harf C) Fiil D) Sıfat 2. سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ ... أَمْ ... ifadesindeki أَمْ neyi bağlar? A) İki eşit tutulan durumu B) Nida ile cevabı C) Fiille faili D) İki isim tamlamasını 3. خَتَمَ hangi fiil türüdür? A) Muzari B) Emir C) Mazi D) İsim-fiil 4. قُلُوبِهِمْ içindeki هِمْ nedir? A) Harf-i cer B) Bitişik zamir C) Atıf harfi D) Nida 5. وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ ifadesindeki مَا ne bildirir? A) Nefiy B) Emir C) Temenni D) Şart 6. إِلَّا hangi görevde kullanılır? A) İstisna / hasr B) Cer C) Nida D) Atıf 7. لَا تُفْسِدُوا ifadesindeki لَا hangisidir? A) Nâfiye B) Nâhiye C) Nida D) Cevap 8. إِنَّمَا çoğunlukla hangi anlamı kurar? A) Zaman B) Hasr / sınırlama C) Soru D) Yemin 9. آمِنُوا hangi fiil türüdür? A) Emir B) Mazi C) Muzari D) Edilgen 10. فَمَا رَبِحَتْ ifadesindeki مَا nedir? A) İsm-i mevsul B) Nefiy harfi C) Soru ismi D) Şart ismi ### ÖĞRETMEN İÇİN CEVAP ANAHTARI 1. sayfa: 1-B, 2-A, 3-C, 4-B, 5-A, 6-C, 7-B, 8-A, 9-B, 10-C 2. sayfa: 1-B, 2-A, 3-C, 4-B, 5-A, 6-A, 7-B, 8-B, 9-A, 10-B --- [[00-NAHİV KAVRAMLARI VE AYET ÖRNEKLERİ|← Nahiv Kavramları Ana Dizini]]