**القَضَاءُ**
**(El-Kadâ)**
**القَضَاءُ: الحَتْمُ، وَمِنْهُ أَصْلُهُ، قِيلَ القَاضِي لِأَنَّهُ يَحْتِمُ عَلَى النَّاسِ الأُمُورَ**
Kadâ: Kesin hüküm vermektir, Kadı/hakim kelimenin aslı da buradan gelir. İnsanlar hakkında işleri kesin karara bağladığı için (hakime) "Kâdı" denilmiştir.
**ثُمَّ قِيلَ: لِكُلِّ شَيْءٍ الحَتْمَةُ، وَفَرَغْتُ مِنْهُ قَدْ قَضَيْتُهُ**
Sonra her şeyin son kesin kararı için de bu kelime kullanılmıştır; bir işten boşa çıktığımda "onu kaza/kada ettim yani (bitirdim)" denir.
**قَالَ أَبُو ذُؤَيْبٍ: وَعَلَيْهِمَا مَسْرُودَتَانِ قَضَاهُمَا … دَاوُدُ أَوْ صَنَعُ السَّوَابِغِ تُبَّعُ**
Ebû Züeyb şöyle demiştir: "Onların üzerinde Davud’un (tamamlayıp) bitirdiği veya geniş zırhlar yapan Tübba’nın imal ettiği iki örgü zırh vardı."
**وَذَلِكَ أَنَّ مَنْ عَمِلَ عَمَلًا وَفَرَغَ مِنْهُ فَقَدْ حَتَمَهُ وَقَطَعَه**
Bu şöyledir: Kim bir iş yapar ve ondan boşa çıkarsa, onu kesinleştirmiş ve kesip bitirmiş olur.
**وَالقَضَاءُ** **تَأْدِيَةُ الفَرْضِ، وَمِنْهُ قَضَاءُ الدَّيْنِ**
Kadâ aynı zamanda farzın yerine getirilmesidir; borcun ödenmesine (kadâü’d-deyn) denilmesi de bundandır.
**وَحَدُّ القَضَاءِ فِي اللُّغَةِ فَصْلُ الأَمْرِ وَإِبْرَامُهُ وَبُلُوغُ آخِرِهِ عَلَى التَّمَامِ وَالإِحْكَامِ**
Sözlükte kadânın tanımı; işi birbirinden ayırmak, onu sağlamlaştırmak ve tam bir sağlamlık içinde sonuna ulaştırmaktır.
**وَمِنْهُ قَوْلُهُ لِلْمَوْتِ: قَضَاءُ اللَّهِ لِأَنَّهُ آخِرُ أَمْرِ الدُّنْيَا**
Ölüme "Allah'ın kadâsı" denilmesi de bundandır; çünkü o dünya işinin sonudur.
**وَمِنْهُ قَوْلُهُ: (يَا لَيْتَهَا كَانَتِ الْقَاضِيَةَ)**
"(Keşke o ölüm her şeyi) bitirici (kadâ edici) olsaydı"
(Hâkka, 27) ayeti de bu anlamdadır.
**وَمِنْهُ التَّقَضِّي وَالانْقِضَاءُ**
Bitmek ve **tükenmek** (takaddî ve **inkizâ**) kelimeleri de bu köktendir.