==Bu bölüm, Makâsıd teorisinin bilgi felsefesi temelini oluşturan **"Makâsıdın Tespit Edilme Yolları (İstikrâ ve Deliller)"** başlığıdır.== --- 4. CİLT / 20. KONU: Makâsıdın Tespit Edilme Yolları **1. PARAGRAF** معرفة مقاصد الشريعة لا تقوم على الظن أو التخمين، بل يجب أن تستند إلى أدلة قطعية تورث اليقين في النفس. والطريق الأعظم للوصول إلى هذا اليقين هو **الاستقراء** التام لجزئيات الشريعة وتصرفاتها، بحيث يجتمع من آحاد الأدلة ما يفيد قطعاً بأن الشارع قصد كذا. فالقرآن الكريم يدعو إلى النظر الكلي في آيات الله لقوله سبحانه **كتاب أحكمت آياته** فالإحكام هو نتيجة اجتماع الجزئيات تحت أصل واحد ثابت. **Türkçesi:** Şeriatın gayelerini (makâsıd) bilmek zanna veya tahmine dayanmaz; aksine nefiste kesin bilgi (yakîn) oluşturan kat'î delillere dayanmalıdır. Bu yakîne ulaşmanın en büyük yolu, şeriatın cüz'î hükümlerinin ve uygulamalarının tamamını kapsayan **istikrâ** (tümevarım) yöntemidir; öyle ki tekil delillerin bir araya gelmesiyle Şâri'in (Allah'ın) neyi kastettiğine dair kesin bir sonuç hasıl olur. Kur'an-ı Kerim, Allah'ın ayetlerine bütüncül bakmaya davet eder: **"Bu, ayetleri muhkem kılınmış bir kitaptır."** Muhkemlik, cüz'îlerin sabit tek bir asıl altında toplanmasının sonucudur. **Ayetin Tamamı:** **الر ۚ كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ** _(Elif Lâm Râ. Bu, ayetleri muhkem kılınmış, sonra da hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış bir kitaptır. - Hûd, 1)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **التخمين** (et-Tahmîn): Tahmin (الحدس/el-Hads) 2. **الاستقراء** (el-İstikrâ): Tümevarım (تتبع الجزئيات/Tetebbuu'l-cüz'iyyât) 3. **أحكمت** (Uhkimet): Sağlamlaştırıldı/Sabitlendi (ثبتت/Sübbitet) --- **2. PARAGRAF** الطريق الثاني لمعرفة المقصد هو الأوامر والنواهي الابتدائية التصريحية. فكل أمر بطلب فعل يتضمن مقصداً للشارع في تحصيل مصلحة، وكل نهي يتضمن مقصداً في دفع مفسدة. فالشارع لم يأمر بالعدل إلا لأنه مقصد ضروري لاستقامة حياة الناس. والقرآن صريح في ربط الأوامر بالغايات كما في قوله **إن الله يأمر بالعدل والإحسان** فالأمر هنا وسيلة لتحقيق القيم الكبرى التي وضعها الله ميزاناً للخلق. **Türkçesi:** Gayeyi bilmenin ikinci yolu, başlangıç halindeki açık emir ve yasaklardır (evâmir ve nevâhî). Bir eylemin talep edildiği her emir, bir maslahatın elde edilmesine dair Şâri'in bir gayesini içerir; her yasak da bir mefsedetin (zararın) defedilmesine dair bir gaye içerir. Şâri', adaleti ancak insanların hayatının düzeni için zarurî bir gaye olduğu için emretmiştir. Kur'an, emirleri hedeflerle bağlamada çok açıktır: **"Şüphesiz Allah adaleti ve ihsanı (iyiliği) emreder."** Buradaki emir, Allah'ın yaratılanlar için terazi kıldığı büyük değerleri gerçekleştirme vesilesidir. **Ayetin Tamamı:** **إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ** _(Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. - Nahl, 90)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **التصريحية** (et-Tasrîhiyye): Açık (الواضحة/el-Vâdıha) 2. **الاستقامة** (el-İstikâme): Düzen/Doğruluk (الاعتدال/el-İ'tidâl) 3. **البغي** (el-Bağy): Azgınlık/Zulüm (الظلم/ez-Zulm) --- **3. PARAGRAF** اعتبار علل الأحكام (التعليل) هو مسلك رئيسي في كشف المقاصد، فمتى وجدنا الشارع يربط الحكم بوصف مناسب، علمنا أن ذلك الوصف هو المقصد المراد حفظه. فتحريم الخمر لعلة الإسكار يكشف عن مقصد حفظ العقل. وقد بين الله تعليل الأحكام في مواضع كثيرة ليدبر العباد حكمته كما في قوله **كي لا يكون دولة بين الأغنياء منكم** فمنع احتكار المال هو مقصد اقتصادي واجتماعي عظيم. **Türkçesi:** Hükümlerin illetlerini dikkate almak (ta'lîl), gayeleri keşfetmede temel bir yöntemdir; Şâri'in bir hükmü uygun bir vasfa bağladığını gördüğümüz an, o vasfın korunması gereken gaye olduğunu anlarız. İçkinin sarhoşluk illeti sebebiyle haram kılınması, aklın korunması gayesini açığa çıkarır. Allah, kulların hikmeti üzerinde düşünmeleri (tedebbür) için pek çok yerde hükümlerin gerekçelerini (ta'lîl) beyan etmiştir: **"Ta ki o (mallar), içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet (servet) olmasın."** Malın tekelleşmesini engellemek, büyük bir iktisadi ve sosyal gayedir. **Ayetin Tamamı:** **مَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنكُمْ** _(Allah’ın, o memleketlerin halkından (savaşsız olarak) alıp elçisine verdiği mallar; Allah’a, elçisine, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Ta ki o mallar, içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir servet olmasın. - Haşr, 7)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **مسلك** (Meslek): Yol/Yöntem (طريقة/Tarîka) 2. **دولة** (Devletun): Servet/Dolaşan mal (مال متداول/Mâlun mütedâvil) 3. **احتكار** (İhtikâr): Tekelleşme/Stokçuluk (حبس المال/Habsü'l-mâl) --- **4. PARAGRAF** يُعرف المقصد أيضاً من خلال "سكوت الشارع" في مقام الحاجة، فإذا وجد سبب للفعل في عصر الوحي ولم يشرعه الله، علمنا أن قصده هو بقاء الناس على الأصل أو عدم اعتبار ذلك الفعل مصلحة. وهذا يمنع من الابتداع في الدين تحت مسمى المقاصد المتوهمة. فالسكوت هو بيان كالنطق في دلالته على حدود الحق كما قال تعالى **وما كان ربك نسيا** فما تركه الله عمداً هو رحمة ومقصد للتخفيف. **Türkçesi:** Gaye, ihtiyacın olduğu bir makamda "Şâri'in sükûtu" (sessizliği) yoluyla da bilinir; eğer vahiy asrında bir eylem için sebep var olduğu halde Allah onu meşru kılmamışsa, O'nun kastının insanların asıl (mübahlık) üzere kalması veya o eylemin maslahat sayılmaması olduğunu anlarız. Bu durum, "hayali gayeler" adı altında dinde bid'at çıkarılmasını engeller. Sükût, hakikatin sınırlarını göstermesi bakımından tıpkı konuşma (nutuk) gibi bir beyandır. Nitekim Allah, **"Rabbin asla unutkan değildir"** buyurmuştur; Allah'ın bilerek bıraktığı şeyler, bir rahmet ve kolaylaştırma gayesidir. **Ayetin Tamamı:** **وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ ۖ لَهُ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ ۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا** _(Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O’nundur. Senin Rabbin asla unutkan değildir. - Meryem, 64)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **سكوت** (Sükût): Sessizlik (عدم الكلام/Ademü'l-kelâm) 2. **الابتداع** (el-İbtidâ'): Bid'at çıkarmak (إحداث في الدين/İhdâs fî'd-dîn) 3. **نسيا** (Nesiyyâ): Unutkan (غافلا/Ğâfilâ) --- **5. PARAGRAF** إن الغاية من تتبع هذه المسالك هي بناء منهج سليم يربط الفروع بأصولها، ليبقى الاجتهاد داخل إطار مراد الله. فالمقاصد هي الروح التي تحيي النصوص وتجعلها مواكبة لكل زمان دون خروج عن الحق. ومتى تحقق للمجتهد العلم بالمقصد عن طريق الاستقراء أو التعليل، صار حكمه أقرب إلى الصواب والعدل. والقرآن يختم دعوته بالعلم والبيان بقوله **لتبين للناس ما نزل إليهم** فالبيان هو كشف المقاصد الكلية. **Türkçesi:** Bu yöntemleri izlemenin gayesi, içtihadın Allah'ın muradı çerçevesinde kalması için cüz'îleri (fürû) asıllarına bağlayan selim bir metodoloji inşa etmektir. Gayeler (makâsıd), metinleri (nass) hayata döndüren ve onları hakikatten çıkmaksızın her zamana uygun kılan ruhtur. Müctehid için istikrâ veya ta'lîl yoluyla gaye bilgisi hasıl olduğunda, hükmü doğruya ve adalete daha yakın olur. Kur'an, davetini ilim ve beyanla mühürler: **"İnsanlara, kendilerine indirileni açıklayasın diye..."** Beyan, küllî gayeleri açığa çıkarmaktır. **Ayetin Tamamı:** **بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ ۗ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ** _(Biz o peygamberleri mucizelerle ve kitaplarla gönderdik. Sana da bu Zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın ve onlar da düşünsünler. - Nahl, 44)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **مواكبة** (Muvâkebe): Uygun/Eşlik eden (مسايرة/Müsâyera) 2. **الصواب** (es-Savâb): Doğru (الحق/el-Hakk) 3. **تتبع** (Tetebbu'): İzlemek/Takip etmek (ملاحقة/Mülâhaka) --- 5 PARAGRAFIN HULASASI (HAREKELİ) إِنَّ كَشْفَ مَقَاصِدِ الشَّارِعِ يَعْتَمِدُ عَلَىٰ **الِاسْتِقْرَاءِ** التَّامِّ لِلنُّصُوصِ، وَعَلَىٰ تَأَمُّلِ الْأَوَامِرِ وَالنَّوَاهِي، وَعَلَىٰ رَبْطِ الْأَحْكَامِ بِعِلَلِهَا (التَّعْلِيلِ). وَلَا يُعْتَبَرُ الْمَقْصِدُ إِلَّا بِدَلِيلٍ قَطْعِيٍّ يَمْنَعُ الِابْتِدَاعَ وَاتِّبَاعَ الْهَوَىٰ. فَالْمَقَاصِدُ هِيَ الْقَوَاعِدُ الْمُحْكَمَةُ الَّتِي تَبْنِي صَلَاحَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَفْقَ حِكْمَةِ اللَّهِ الْعَلِيمِ الْخَبِيرِ. --- TEST (ARAPÇA VE HAREKESİZ) **١. ما هو الطريق "الاعظم" للوصول الى يقين مقاصد الشريعة حسب الفقرة الاولى؟** أ) الاعتماد على الاحلام المنامية ب) الاستقراء التام لجزئيات الشريعة وتصرفاتها حتى يحصل اليقين ج) تقليد اراء الناس في الاسواق د) الغاء جميع القواعد القديمة هـ) البحث في كتب الكيمياء والفيزياء **٢. كيف نعرف مقصد الشارع من خلال "الأوامر والنواهي" (الفقرة الثانية)؟** أ) بان كل امر يتضمن مقصدا في تحصيل مصلحة، وكل نهي يتضمن مقصدا في دفع مفسدة ب) بان الاوامر ليس لها اي علاقة بالمصالح ج) بان النهي يهدف الى تعذيب المكلف فقط د) بان الاوامر تتغير بتغير رغبات الحكام هـ) الاوامر والنواهي وسيلة للزينة فقط **٣. ماذا نستنتج من "تحريم الخمر لعلة الإسكار" حسب الفقرة الثالثة؟** أ) ان مقصد الشارع هو تقليل التجارة ب) ان مقصد الشارع هو حفظ العقل (من خلال التعليل بالوصف المناسب) ج) ان الخمر حلال في وقت الصباح د) ان العقل لا قيمة له في الاسلام هـ) ان التحريم كان بسبب سعر الخمر الغالي **٤. ماذا يعني "سكوت الشارع" في عصر الوحي عن فعل وجد سببه (الفقرة الرابعة)؟** أ) ان الله نسي ان يشرع هذا الحكم ب) ان قصد الشارع هو بقاء الناس على الاصل او عدم اعتبار هذا الفعل مصلحة (منعا للابتداع) ج) ان المكلف يجب ان يشرع لنفسه ما يشاء د) ان الدين ناقص ويحتاج الى تكميل بشري هـ) ان السكوت دليل على الغضب الالهي **٥. ما هي الفائدة من ربط "الفروع بأصولها" ومقاصدها حسب الفقرة الخامسة؟** أ) زيادة الخلافات بين المسلمين ب) بقاء الاجتهاد داخل اطار مراد الله وجعل النصوص مواكبة لكل زمان دون خروج عن الحق ج) الغاء العمل بالقران الكريم نهائيا د) الحصول على الجاه والمنصب في الدنيا هـ) تحويل الدين الى مجرد طقوس سحرية 1b 2a 3b 4b 5b