==Bu konu, İslam hukukunun "merhamet" ve "uygulanabilirlik" ilkesini ele alan **"Şeriatın Kolaylaştırıcı Karakteri ve Güç Yetirilemeyen Tekliflerin Reddî"** başlığıdır.== --- 4. CİLT / 16. KONU: Şeriatın Kolaylığı ve Güç Yetirilebilirlik **1. PARAGRAF** من المقاصد الأصلية في الشريعة أنها مبنية على التيسير ورفع الحرج عن المكلفين في كل أحوالهم. فالشارع لم يضع الأحكام ليعنت العباد أو يرهقهم بما لا يطيقون، بل جعل التكليف موافقاً للقدرة البشرية المعتادة. وهذا التيسير ليس مجرد رخصة طارئة، بل هو وصف ثابت للشريعة في أصولها وفروعها كما قال سبحانه **يريد الله بكم اليسر** فاليُسر هو القاعدة العامة التي تندرج تحتها جميع التكاليف. **Türkçesi:** Şeriatın asli gayelerinden biri, mükellefler üzerindeki zorluğun kaldırılması (ref-i harac) ve her halükarda kolaylaştırma üzerine bina edilmiş olmasıdır. Şâri' (Allah), hükümleri kullara eziyet etmek veya onlara güç yetiremeyecekleri yükler yüklemek için koymamıştır; aksine sorumluluğu (teklif), normal beşerî kapasiteye uygun kılmıştır. Bu kolaylaştırma sadece arızi bir ruhsat değil, şeriatın hem usulünde hem de furuunda (uygulamasında) sabit bir vasfıdır. Nitekim Cenab-ı Hak, **"Allah sizin için kolaylık diler"** buyurmuştur. Kolaylık, tüm sorumlulukların altına girdiği genel bir kaidedir. **Ayetin Tamamı:** **شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَىٰ وَالْفُرْقَانِ ۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ ۖ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۗ يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ** _(O Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an onda indirilmiştir. İçinizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. - Bakara, 185)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **يعنت** (Yu'nite): Sıkıntıya sokmak (يشق على/Yeşukku alâ) 2. **يرهقهم** (Yurhikahum): Bitkin düşürmek (يتعبهم/Yut'ibahum) 3. **وصف ثابت** (Vasfun sâbit): Kalıcı özellik (لازمة دائمة/Lâzimetun dâimetun) --- **2. PARAGRAF** لقد اتفق المحققون على أنه لا تكليف بما لا يُطاق في الشريعة الإسلامية، لأن ذلك يتنافى مع حكمة الله ورحمته. فكل ما خرج عن وسع المكلف وقدرته الفطرية فهو غير مأمور به شرعاً. والقرآن يقرر هذه القاعدة العظيمة في قوله تعالى **لا يكلف الله نفسا إلا وسعها** فالمقصد هو الامتثال الممكن الذي يحقق صلاح العبد دون أن يؤدي إلى هلاكه أو انقطاعه عن العمل بسبب العجز. **Türkçesi:** İslam şeriatında "güç yetirilemeyen bir şeyle mükellef tutmanın" (teklif-i mâ lâ yutâk) olmadığı hususunda muhakkik alimler ittifak etmişlerdir; çünkü bu durum Allah'ın hikmeti ve rahmetiyle çelişir. Mükellefin vus'unu (kapasitesini) ve fıtri gücünü aşan hiçbir şey, şer'an emredilmiş değildir. Kur'an bu büyük kuralı şu ayetle belirler: **"Allah bir kimseye ancak gücünün yettiği kadar yükler."** Gaye; kulun helakına veya acziyet sebebiyle amelden kopmasına yol açmayan, onun salahını gerçekleştiren mümkün bir itaattir. **Ayetin Tamamı:** **لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا** _(Allah bir kimseye ancak gücünün yettiği kadar yükler. Kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük de kendi aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi sorumlu tutma! - Bakara, 286)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **لا يطاق** (Lâ yutâk): Güç yetirilemez (غير مقدور عليه/Ğayru makdûrin aleyh) 2. **يتنافى** (Yetenâfâ): Çelişir (يصطدم/Yustadimu) 3. **الامتثال** (el-İmtisâl): İtaat/Boyun eğme (الطاعة/et-Tâa) --- **3. PARAGRAF** المشقة في التكليف نوعان: مشقة معتادة لا تنفك عنها العبادة غالباً (كبرد الصباح في الوضوء)، وهذه مقصودة للابتلاء. ومشقة غير معتادة تؤدي إلى الحرج والضيق، وهذه هي التي رفعها الشارع وسماها "حرجاً". والغاية من رفع الحرج هي بقاء العبد في دائرة النشاط والرضا بمولاها، كما قال سبحانه **وما جعل عليكم في الدين من حرج** فالدين سعة ورحمة لا تضييق ونقمة. **Türkçesi:** Sorumluluklardaki meşakkat (zorluk) iki türdür: Birincisi, sabah soğuğunda abdest almak gibi ibadetten genellikle ayrılmayan "olağan meşakkat"tir ki bu imtihan için kastedilmiştir. İkincisi, darlığa ve sıkıntıya yol açan "olağanüstü meşakkat"tir ki Şâri' bunu kaldırmış ve "harac" (güçlük) olarak isimlendirmiştir. Güçlüğün kaldırılmasındaki gaye; kulun şevkini koruması ve Mevla'sından razı kalmasıdır. Nitekim Cenab-ı Hak, **"Dinde size hiçbir güçlük yüklemedi"** buyurmuştur. Din genişlik ve rahmettir; daraltma ve ceza değildir. **Ayetin Tamamı:** **وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ ۚ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ ۚ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ** _(Allah yolunda, O’na yaraşır bir cihatla cihat edin. O sizi seçti ve dinde size hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. - Hac, 78)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **لا تنفك** (Lâ tenfekku): Ayrılmaz (لا تفارق/Lâ tüfâriku) 2. **النشاط** (en-Neşât): Şevk/Canlılık (الهمة/el-Himmetu) 3. **نقمة** (Nikmetun): Ceza/Bela (عقوبة/Ukûbetun) --- **4. PARAGRAF** إن الشريعة تراعي عوارض البشر من المرض والسفر والنسيان، فتضع لكل عذر حكماً يناسبه من التخفيف. وهذا المقصد التحسيني يكمل المقاصد الضرورية، لأن استمرار العبادة مع وجود العذر يثبت قدم العبد في طريق الله. وقد أكد الله هذا المعنى بعد ذكر أحكام الطهارة بقوله **ما يريد الله ليجعل عليكم من حرج** فالتطهير مقصد روحي لا يقصد به إيذاء البدن أو تعجيزه. **Türkçesi:** Şeriat; hastalık, yolculuk ve unutma gibi beşerî halleri (arızaları) gözetir ve her özre uygun bir hafifletme hükmü koyar. Bu gayret (tahsinî gaye), zarurî gayeleri tamamlar; çünkü özre rağmen ibadetin devam etmesi, kulun Allah yolundaki adımlarını sağlamlaştırır. Allah bu manayı, taharet (temizlik) hükümlerini zikrettikten sonra şöyle vurgulamıştır: **"Allah size bir güçlük çıkarmak istemez."** Arınma ruhî bir gayedir; bedene eziyet etmeyi veya onu aciz bırakmayı hedeflemez. **Ayetin Tamamı:** **مَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ** _(Allah size bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi arındırmak ve şükredesiniz diye üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. - Mâide, 6)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **عوارض** (Avârid): Engeller/Haller (موانع/Mevâni') 2. **يثبت قدم** (Yusebbitu kademe): Sağlamlaştırır (يقوي عزيمة/Yukavvî azîmete) 3. **تعجيز** (Ta'cîz): Aciz bırakmak (إضعاف/İd'âf) --- **5. PARAGRAF** الغاية النهائية من التيسير هي أن تكون الشريعة "عالمية" وصالحة لكل زمان ومكان، فلا يمنع الضعيف من ممارستها ولا يستثقلها القوي. فلو كانت الأحكام شاقة لماتت المصالح وضاعت الأمانة، ولكن الله جعل دينه حنيفية سمحة تألفها القلوب وتسكن إليها الأرواح. والقران يربط بين كمال النعمة وبين رفع الضيق كما في قوله **ولكن يريد ليطهركم وليتم نعمته عليكم** فتمام النعمة في يُسر الشريعة. **Türkçesi:** Kolaylaştırmanın nihai gayesi; şeriatın "evrensel" olması, her zaman ve mekana uygun kalmasıdır; ta ki zayıf olan onu uygulamaktan menedilmesin, güçlü olan da onu ağır bulmasın. Eğer hükümler çok ağır olsaydı, maslahatlar ölür ve emanet zayi olurdu; fakat Allah, dinini kalplerin ısındığı ve ruhların huzur bulduğu bir "haniflik ve hoşgörü" (hanifiyye semha) kılmıştır. Kur'an, nimetin tamamlanması ile darlığın kaldırılması arasını birleştirir: **"Fakat sizi arındırmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister."** Nimetin tamamlanması, şeriatın kolaylığındadır. **Ayetin Tamamı:** **مَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ** _(Allah size bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi arındırmak ve şükredesiniz diye üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. - Mâide, 6)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **يستثقلها** (Yesteskıluhâ): Ağır bulmak (يراها صعبة/Yerahâ sa'beten) 2. **تألفها** (Te'lefuhâ): Isınmak/Sevmek (تحبها/Tuhibbuhâ) 3. **سمحة** (Semha): Hoşgörülü/Kolay (سهلة/Sehletun) --- 5 PARAGRAFIN HULASASI (HAREKELİ) إِنَّ الشَّرِيعَةَ الْإِسْلَامِيَّةَ مَبْنِيَّةٌ عَلَىٰ رَفْعِ الْحَرَجِ وَالتَّيْسِيرِ، فَلَا تَكْلِيفَ فِيهَا بِمَا لَا يُطَاقُ. وَالْمَشَقَّةُ الْمُعْتَادَةُ مَقْصُودَةٌ لِلِابْتِلَاءِ، أَمَّا غَيْرُ الْمُعْتَادَةِ فَهِيَ مَرْفُوعَةٌ رَحْمَةً بِالْعِبَادِ. وَالْغَايَةُ هِيَ دَوَامُ الِامْتِثَالِ وَبَقَاءُ النَّعْمَةِ، لِيَكُونَ الدِّينُ حَنِيفِيَّةً سَمْحَةً تَسْكُنُ إِلَيْهَا الْقُلُوبُ فِي كُلِّ زَمَانٍ وَمَكَانٍ. --- TEST (ARAPÇA VE HAREKESİZ) **١. ما هو الوصف الثابت للشريعة في اصولها وفروعها حسب الفقرة الاولى؟** أ) انها شريعة تعتمد على العقوبات الشديدة فقط ب) انها مبنية على التيسير ورفع الحرج عن المكلفين ج) انها شريعة خاصة بالاغنياء دون الفقراء د) انها تهدف الى ارهاق الناس بالتكاليف هـ) انها تتغير بتغير لغات البشر كل يوم **٢. لماذا لا يوجد "تكليف بما لا يطاق" في الاسلام حسب الفقرة الثانية؟** أ) لان الله نسي ان يطلب ذلك من الناس ب) لان ذلك يتنافى مع حكمة الله ورحمته (لا يكلف الله نفسا الا وسعها) ج) لان الناس يرفضون دائما الاوامر الصعبة د) لكي يتمكن الناس من ابتكار دين جديد هـ) لان الشريعة وضعت للحيوانات وليس للبشر **٣. ما هو الفرق بين "المشقة المعتادة" و "الحرج" في الفقرة الثالثة؟** أ) المعتادة مقصودة للابتلاء، اما الحرج فهو الضيق الذي رفعه الشارع ب) لا يوجد فرق بينهما، فكل مشقة محرمة ج) المشقة المعتادة هي التي تسبب الموت فورا د) الحرج هو المشقة التي يحبها الله دائما هـ) المشقة المعتادة لا اجر فيها، اما الحرج فيه اجر كبير **٤. ما هو المقصد من مراعاة "عوارض البشر" (كالمرض والنسيان) في الفقرة الرابعة؟** أ) الغاء العبادات تماما لعدم الحاجة اليها ب) وضع احكام تخفيفية تناسب كل عذر لضمان استمرار العبد في طريق الله ج) تعذيب المريض لانه لم يستطع الصلاة قائما د) اظهار قوة الشريعة في منع الاعذار هـ) تحويل الدين الى مجرد نظريات علمية جافة **٥. كيف تحقق الشريعة "العالمية" من خلال مقصد التيسير (الفقرة الخامسة)؟** أ) بان تكون حنيفية سمحة تألفها القلوب ولا يستثقلها القوي او يمنع منها الضعيف ب) بان تجبر جميع الناس على التحدث باللغة العربية فقط ج) بان تمنع التجارة بين الدول د) بان تفرض تكاليف شاقة جدا لكي يهرب الناس منها هـ) بان تهتم بالمصالح المادية فقط وتنسى الروح_ 15 Temmuz Çarşamba 1b 2b 3a 4b 5a