==Bu konu, İslam hukukunun en meşhur küllî kaidelerinden birinin Makâsıd temelli analizidir: **"Zararı Gidermenin Fayda Sağlamaya Önceliği (Def-i Mefsedet, Celb-i Maslahattan Evladır)"**.== --- 4. CİLT / 10. KONU: Def-i Mefsedet ve Celb-i Maslahat Önceliği **1. PARAGRAF** المقصود من التشريع هو المحافظة على نظام العالم واستقامة احوال العباد فاذا تعارضت مصلحة تجلب نفعا مع مفسدة تسبب ضررا وجب دفع المفسدة اولا لان درء المفاسد مقدم على جلب المصالح في ميزان الشريعة فترك المحرمات اهم من تحصيل المندوبات لابقاء جوهر الدين نقيا كما قال سبحانه **يسألونك عن الخمر والميسر قل فيهما إثم كبير** فمنع الخمر مقدم على منافعه المالية **Türkçesi:** Yasamanın amacı, dünya düzenini korumak ve kulların hallerini düzeltmektir. Eğer fayda getiren bir maslahat ile zarar veren bir mefsedet çatışırsa, önce mefsedeti gidermek vaciptir; çünkü şeriat terazisinde zararları defetmek, faydaları elde etmekten önce gelir. Dinin özünü saf tutmak için haramları terk etmek, mendupları elde etmekten daha önemlidir. Nitekim Cenab-ı Hak, **"Sana içki ve kumarı sorarlar; de ki onlarda büyük bir günah vardır"** buyurmuştur; içkinin yasaklanması, ondaki mali menfaatlerden önce gelmiştir. **Ayetin Tamamı:** **يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ ۖ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَا أَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَا** _(Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük bir günah, hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak günahları faydalarından daha büyüktür." - Bakara, 219)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **درء** (Der'): Gidermek/Defetmek (دفع/Def') 2. **نقيا** (Nakiyyen): Saf/Temiz (خالصا/Hâlisan) 3. **استقامة** (İstikâme): Düzen (نظام/Nizâm) --- **2. PARAGRAF** ان الشارع لا يرضى بوقوع الخلل في الضروريات الخمس ولو كان في ذلك فوات بعض المنافع الجزئية فالحفاظ على العقل والدين والنفس لا يعدله شيء من حطام الدنيا ولهذا حرم الله كل ما يفسد هذه الاصول وان تعلق به هوى النفوس ورغباتها قال تعالى **ولا تفسدوا في الارض بعد اصلاحها** فالنهي عن الافساد هو الاصل الاصيل الذي تبنى عليه الاحكام الوقائية **Türkçesi:** Şâri' (Allah), bazı cüz'î menfaatlerin kaybı söz konusu olsa bile beş zarurette bir bozulma (halel) meydana gelmesine razı olmaz. Akıl, din ve canın korunması, dünyanın hiçbir geçici malıyla (hutâm) kıyaslanamaz. Bu yüzden Allah, nefislerin arzusu ve istekleri ona bağlı olsa bile bu asılları bozan her şeyi haram kılıp yasaklamıştır. Cenab-ı Hak, **"Islah edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın"** buyurmuştur. Fesadı yasaklamak, koruyucu hükümlerin üzerine bina edildiği en temel asıldır. **Ayetin Tamamı:** **وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا ۚ إِنَّ رَحْمَتَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِنَ الْمُحْسِنِينَ** _(Düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O’na korkarak ve umutla dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır. - A'râf, 56)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **الخلل** (el-Halel): Bozulma (الفساد/el-Fesâd) 2. **حطام** (Hutâm): Geçici dünya malı (متاع زائل/Metâun zâil) 3. **الوقائية** (el-Vukâiyye): Koruyucu (الحمائية/el-Himâiyye) --- **3. PARAGRAF** قد يحتمل الشارع المفسدة اليسيرة في سبيل تحصيل مصلحة عظيمة ولكن الاصل عند التساوي او الغلبة هو المنع فحرمة الغيبة والنميمة مقدمة على ما قد يظنه البعض من تفكه بالمجالس لان مفسدة الفرقة اعظم من لذة الحديث وقد حذر الله من ذلك بقوله **ولا يغتب بعضكم بعضا** فحماية اعراض المسلمين مقصد ضروري يمنع من جلب لذة الكلام الباطل **Türkçesi:** Şâri', bazen çok büyük bir maslahatı elde etmek uğruna küçük bir mefsedete müsamaha gösterebilir (ihtimal); ancak (zarar ve yararın) eşitliği veya zararın baskınlığı durumunda aslolan yasaklamadır. Gıybet ve dedikodunun haramlığı, bazılarının meclislerdeki "sohbet lezzeti" sanabileceği şeyden önceden gelir; zira bölünme mefsedeti, konuşma lezzetinden daha büyüktür. Allah Teâlâ, **"Birbirinizin gıybetini yapmayın"** buyurarak bundan sakındırmıştır. Müslümanların onurunu korumak, batıl konuşma lezzetini yasaklayan zarurî bir gayedir. **Ayetin Tamamı:** **يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا** _(Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. - Hucurât, 12)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **يحتمل** (Yahtemilu): Müsamaha eder/Kaldırır (يتسامح/Yetesâmahu) 2. **تفكه** (Tefekkyuh): Lezzet alma/Eğlenme (استمتاع/İstimtâ') 3. **اعراض** (A'râd): Onurlar/Şerefler (كرامات/Kerâmât) --- **4. PARAGRAF** قاعدة الضرورات تبيح المحظورات هي استثناء من اصل دفع المفاسد فالمكلف قد يرتكب مفسدة صغيرة (كاكل الميتة) لدفع مفسدة كبرى وهي الهلاك وهذا يؤكد ان الشريعة تنظر دائما الى الموازنة بين المآلات فالمهم هو بقاء اصل الوجود الانساني للقيام بامر الله كما قال سبحانه **فمن اضطر غير باغ ولا عاد فلا إثم عليه** فالتيسير هنا هو وسيلة لحفظ الضروري **Türkçesi:** "Zaruretler haramları mubah kılar" kaidesi, mefsedetleri defetme aslının bir istisnasıdır. Mükellef, çok daha büyük bir mefsedeti (helak olmayı) engellemek için bazen küçük bir mefsedeti (leş yemek gibi) işleyebilir. Bu durum, şeriatın daima sonuçlar (meâlât) arasında denge kurduğunun teyididir. Önemli olan, Allah'ın emrini yerine getirmek için insan varlığının aslının kalmasıdır. Cenab-ı Hak, **"Kim mecbur kalırsa, sınırı aşmamak kaydıyla ona bir günah yoktur"** buyurmuştur. Buradaki kolaylaştırma, zarurî olanı koruma vesilesidir. **Ayetin Tamamı:** **إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالدَّمَ وَلَحْمَ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ بِهِ لِغَيْرِ اللَّهِ ۖ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَا إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ** _(Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yemesinde) bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. - Bakara, 173)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **الهلاك** (el-Helâk): Yok olma/Ölüm (الفناء/el-Fenâ') 2. **الموازنة** (el-Muvâzene): Dengeleme (المفاضلة/el-Mufâdale) 3. **باغ** (Bâğin): İsteyen/Saldıran (طالب/Tâlib) --- **5. PARAGRAF** كل فعل يؤدي الى فساد عام في المجتمع يجب منعه وان تضمن مصالح خاصة لافراد معينين فالمصلحة العامة مقدمة على المصلحة الخاصة ومفسدة المجتمع اخطر من مفسدة الفرد والغاية هي تحقيق العدل والرحمة للجميع وفق مراد الله عز وجل قال الله تعالى **ولو اتبع الحق اهواءهم لفسدت السموات والارض** فالحق هو الذي يحفظ نظام الكون من الانهيار **Türkçesi:** Toplumda genel bir fesada yol açan her eylem, belirli fertler için özel maslahatlar içerse bile engellenmelidir. Genel maslahat özel maslahattan öncedir; toplumun mefsedeti ferdin mefsedetinden daha tehlikelidir. Gaye, herkes için Allah'ın muradına uygun adalet ve rahmeti gerçekleştirmektir. Allah Teâlâ, **"Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ve yer bozulurdu"** buyurmuştur. Hakikat, evrenin nizamını çöküşten koruyan şeydir. **Ayetin Tamamı:** **وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ أَهْوَاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ ۚ بَلْ أَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَ** _(Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulunanlar bozulup giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerinden yüz çeviriyorlar. - Mü'minûn, 71)_ **Kelime ve Muradifleri:** 1. **الانهيار** (el-İnhiyâr): Çöküş (السقوط/es-Sükût) 2. **معينين** (Muayyenîn): Belirli (محددين/Muhaddedîn) 3. **اهواء** (Ehvâ'): Arzular (شهوات/Şehevât) --- 5 PARAGRAFIN HULASASI (HAREKELİ) إِنَّ دَرْءَ الْمَفَاسِدِ مُقَدَّمٌ عَلَىٰ جَلْبِ الْمَصَالِحِ فِي الشَّرِيعَةِ لِحِفْظِ نِظَامِ الْعَالَمِ. فَالْوَاجِبُ هُوَ تَرْكُ الْمُحَرَّمَاتِ وَإِنْ تَضَمَّنَتْ نَفْعًا جُزْئِيًّا، لِأَنَّ مَفْسَدَةَ الِاخْتِلَالِ فِي الضَّرُورِيَّاتِ لَا يُعَادِلُهَا شَيْءٌ. وَقَدْ تُحْتَمَلُ الْمَفْسَدَةُ الصُّغْرَىٰ لِدَفْعِ الْمَفْسَدَةِ الْكُبْرَىٰ عِنْدَ الضَّرُورَةِ، بَقَاءً عَلَىٰ أَصْلِ الْإِصْلَاحِ وَالْعَدْلِ. --- TEST (ARAPÇA VE HAREKESİZ) **١. ما هي القاعدة الاساسية عند تعارض المصلحة مع المفسدة في الشريعة؟** أ) تقديم جلب المصلحة دائما لزيادة الرفاهية ب) درء المفاسد مقدم على جلب المصالح ج) ترك الاثنين معا والبحث عن بديل فلسفي د) تقديم المصلحة الخاصة على المصلحة العامة هـ) لا توجد قاعدة ثابتة والامر متروك للحاكم فقط **٢. لماذا حرم الشارع "الخمر والميسر" رغم وجود بعض المنافع فيهما؟** أ) لان الشارع لا يحب التجارة والربح ب) لان المفسدة والاثم فيهما اكبر من النفع المادي المتوهم ج) لان الخمر كان غاليا جدا في ذلك العصر د) لكي يختبر قوة اجساد المسلمين فقط هـ) لان تحريم الخمر كان طلبا من الامم السابقة **٣. متى يمكن للشارع ان "يحتمل" المفسدة اليسيرة كما ذكر في الفقرة الثالثة؟** أ) اذا كانت تحقق لذة سريعة للمكلف ب) في سبيل تحصيل مصلحة عظيمة وكبرى لا يمكن تركها ج) اذا طلب الناس ذلك في المجالس العامة د) لا يحتمل الشارع اي نوع من المفسدة ابدا هـ) اذا كانت المفسدة تساعد على انتشار الغيبة والنميمة **٤. كيف تعتبر قاعدة "الضرورات تبيح المحظورات" تطبيقا للموازنة بين المفاسد؟** أ) لانها تسمح بفعل المحرم دون وجود اي سبب ب) لانها تجيز ارتكاب مفسدة صغيرة لدفع مفسدة كبرى (الهلاك) وحفظ اصل الوجود ج) لانها تلغي جميع الاحكام الشرعية في وقت الشدة د) لانها تهدف الى تعذيب النفس البشرية هـ) لانها تشجع الناس على كسر الحدود الشرعية دائما **٥. ما هو الحكم اذا ادى فعل معين الى "فساد عام" في المجتمع (الفقرة الخامسة)؟** أ) يجب السماح به مادام ينفع بعض الافراد ب) يجب منعه لان المصلحة العامة مقدمة على المصلحة الخاصة ج) يترك الامر لاختيار كل فرد حسب هواه د) يؤجل الحكم فيه حتى ينتهي الفساد من تلقاء نفسه هـ) يعتبر هذا الفساد دليلا على قوة المجتمع المادية 10 Temmuz Cuma 1b 2b 3b 4b 5b